Hak her zaman yerini bulur

Zahide Tosun 28 Haziran 2020 Pazar, 06:30

Hak kelimesinin anlamını derinden bilseydik aslında, Hak'kı da tanıyor ve biliyor olacaktık muhakkak. Oysa Hak deyince aklımıza hukuk ve adalet gelir önce. Hakkı bilmeyen ve tanımayan adaletten haberdar mıdır acaba?

Hak yerine getirilen görev ve verilen değer ise, kendimizi her gün defalarca sorgulama vaktidir o zaman.

Ev hayatında anne-baba-eş-evlat-kardeş olarak görevlerimizi ne kadar yerine getirebiliyoruz. Aramızda hak ve adalete dayalı bir muamele var mı?

Evlatlarımız arasında adaletle muamelede bulunabiliyor muyuz? Eşit davranabilir muyuz?

İş hayatındaki görevlerimizde nasılız acaba, rehberimiz vicdanımız mı yoksa yöneticimiz mi? Allah görüyor diye mi çalışıyoruz yoksa kameralar görüyor diye mi çalışıyor gözüküyoruz?

Ticarette, alışverişte nasılız peki...

Üzerimizde sünnete ait hiçbir hal gözükmediği halde 'pazarlık sünnettir' desturuna uyarak karşıdaki kişinin emeğini zayi edip hiçe sayarak pazarlığın sünnet, dürüstlüğün farz olduğunu unutmaz değil mi bir mü'min.

İşçisinin hakkını alın teri kurumadan öder.

Haklının hakkının er geç Hak tarafından hesabının sorulacağını bilir.

İnsana saygı göstermenin, hayvanlara merhametli davranmanın, sokağa çöp atmamanın önemini ve hakkını bilir.

Haklıya hakkını iade etmek zordur. Bir o kadar da şereftir, gururdur. Vicdani bir sorumluluktur.

İnsan olarak halife sıfatıyla geldiğimiz dünyada hakka ve hukuka riayet ederek mü'min olarak yaşayanlardan olmak niyazı ile...