Yol uzun; hayat kısa, kahve okkalı!

Seçil Semiz Özcan 02 Mayıs 2021 Pazar, 06:30

Elimde telefonla kalakaldım!

 Mesajı tekrar okudum, yine bir anlam ifade etmiyor.

Bir daha okudum, yok bana mısın demiyor idrak kabiliyetim.

Tüm nöron ağlarım devre dışı, tüm sistem çökük,

Ne diyordu yeni jenerasyon, aynadaki yansımam adeta "yıkık!"

Böyle anlarda pek bir şey yapılmaz, dosdoğru mutfağa gidilir.

Ben de kalktım aynısını yaptım ve en okkalısından bir kahve pişirdim.

Sonra... Anlamını detaylıca bilmediğim bir kavramı, ana hatlarıyla öğrenmek için Google'a bir soru yönelttim.

Toksik ilişki nedir?

Anında cevaplandı sorum.

"Bir adım bile ileri gidemediğiniz, kendinizi sürekli kötü hissettiğiniz, sağlığınızı, sosyal hayatınızı, iş hayatınızı, hatta belki psikolojinizi kötü etkileyen ilişkilere toksik ilişki deniliyor.

Hemen akabinde, onlarca bilgi sitesi de bana kapıyı araladı. Davete icabet etmemek olur mu? Tıkladım her bir bilgi sitesini sırasıyla...

"Kendinizi ifade etmekle, hesap vermek arasındaki ince çizgiye iyi bakın. Sürekli hesap verdiğiniz, yanlış anlaşıldığınız veya anlaşılmadığınız bir ilişkide oldukça dar bir hareket alanına sahipsiniz demektir. Bu da kendiniz olamamanıza yol açar.

"Her zaman suçlu siz olursunuz. Karşınızdaki kişi işleri tam tersine çevirebilir; böylece onun yanlış yaptığını düşündüğünüz şey birden sizin hatanıza dönüşebilir"

Az önce yaşadığım hadise adeta!

Dur ne oluyor, ben öyle mi söyledim, benim anlatmaya çalıştığım şey şuydu... demeye kalmadan, en olmayacak ithamlarla baş başa bırakıldığım şey.

Toksik adı verilen bu ilişkiler ne yazık ki günümüzün her ortamına ağ kurmuş.

Evde, iş yerinde, sosyal hayatta, birçoğumuzun asıl derdi, anlaşılamamak olmuş.

Sonra, bu durumdan muzdarip başka insanların yorumların okudum.

"Spor yaparken bile benimle alay ediyor, iş yerinde iş arkadaşım bana ofisi dar ediyor, sürekli kendimi ifade etmekten yoruldum, başarmaya çalıştığım bir işe ket vuruyor, kıyafetimi yargılıyor kendi ahlaki görüşlerini öyle tabulaştırıyor ki benden yalnızca itaatkar bir köle olmamı istiyor"

Ne çokmuş... Ne çokmuşuz...

Peki ne olacak, nasıl çözülecek bu mevzu?

Bu kez bana verilen cevap 3 aşamalıydı.

1) Sorunu tespit edin

2) Pençesinden kurtulun

3) Kendinizi yeniden inşa edin

Evimin balkonundan görülen Fatih Sultan Mehmet köprülü kavşağına doğru derin düşüncelerle, bir nefes aldım.

Yol uzun, ama hayat çok kısaydı.

Ve ömür, toksik ilişkilerle nihayet bulmamalıydı!

Belki de bir yıkım-inşaya bile lüzum kalmadan, kapsamlı bir restorasyonla her şey yepyeni bir düzenle yenilenecekti.

Bizi süratle aşağı çeken problemlerin pençesinden kurtulduğumuzda, gerisi çorap söküğü gibi gelecekti.

İhtiyacımız olan tek şey, bir tutam cesaretti.

Düşünmeye değerdi.

Bir kahve daha?