Yaşamı kurcalamakta beis görmeyenlere...

Seçil Semiz Özcan 26 Mart 2021 Cuma, 07:30

Sizi bilmem ama ben hayatın terazisinde sürekli bir şeyleri ölçüp tartanlardanım.

Zamanın baş döndürücü hızla aktığını düşünen,

Ne yaşanacaksa bugün yaşanmalı telaşesinde olup, işini sonraya bırakmayanlardanım.

Bir şey başka zamana kalınca olmuyor, açıkta kalan ekmek gibi kuruyor, bayatlıyor.

Beyhude soğuyor fincanlarda telveler, o fallar bir türlü açılıp da bakılmıyor.

Hadi gidelimciler varsa hayatınızda şayet; öpün, koklayın başınızın üzerinde taşıyın.

Denizin yeşilden maviye döndüğü sahillere, ömrünüzde hiç görmediğiniz yağmurlara çıkar yolunuz.

Kıvrım kıvrım uzanan yolların sonunda, engin bir dinginliğe ve sakinliğe varır ruhunuz.

Hayat Sezen Aksu'nun şarkılarında söylediği gibi,

"Yaşamak dediğin üç beş kısa mutlu andan ibaret" değil mi?

Göz açıp kapayıncaya kadar gelip geçen bir ömürde,

Hevesiyle yanıp tutuştuğumuz tüm güzel şeyleri, ertelemeye değer mi?

Ve belki de, tam da bu yüzden, yaşamı kurcalamakta bir beis görmüyorum.

Ömrü biten duygularla tez elden vedalaşmayı;

Masadaki çiçek gönlüme değmiyorsa kaldırıp atmayı,

Anlamını yitiren tüm anıları, oldukları yerde bırakıp uzaklaşmayı,

Evvela kendime bir borç biliyorum.

Bir marangozun, bir ahşabı şekillendirdiği gibi oyuyorum hayatımı,

Ölçüyorum, biçiyorum ben nasıl istersem öyle işliyorum.

Kuralıymış; tabusuymuş, hiç olur muymuşları cebimde taşımıyorum.

Velhasıl ezberlenmiş metinleri oynamak da, seyirci sahnesinden sahneye bakmak da bana göre değil.

Benim işim doğaçlamayla, içimden geldiği gibi ve olduğum kadarıyla şimdiyi yaşamakta!

İşi sonraya bırakınca bir arpa yol gidilmiyor zira.

Yolumuzun daima "ertelemeyenlerle" kesişmesi umuduyla...