Yaralar ne zaman kabuk bağlar?

Seçil Semiz Özcan 16 Mayıs 2021 Pazar, 06:30

"Kalpte ya da dizde fark etmez, soyulursa izi kalır yaraların.

 Ellemeyiniz! Bırakınız zaman düşürsün kabuğu..."

Tesadüfen bu cümleye rast geldiğimde, sabah ezanları yeni okunmuştu.

Haftalardır akıl ve ruh cephelerimde verdiğim muharebelerimde mağlup olmuş,

İlan edilecek bir ateşkes emrini, el pençe divan bir halde bekler olmuştum.

Sınırlarım, savaş anında taraf değiştiren artık müttefiğim olmayan güçler tarafından çizilmiş

Her bir karış toprağım hissiyatsızca talan edilmiş,

Ve en nihayetinde ben, mülteciliğe layık görülmüştüm...

 Yaşadığım kayıpların ağırlığıyla fısıltıyla mırıldanabildiğim İnşirah süresinin verdiği güçle

kendimi balkona atabildim.

Sabahın serinliğiyle yıkanmış havadan, derin bir nefes çektim, sonra verdim.

Nefesim dahi emanetti, benim değildi.

Ama yaralarımı bedenimin birer uzvu gibi sahiplenmiş,

Onları bir esir, bir köle gibi benimsemiş,

Kendimi de başlarına efendi diye seçmiştim.

Yeni rütbem buydu şimdi, yaraların efendisi!

Eğreti dursa da; istemsizce kabule geçtim.

İyileşmeyi öğrenmeliydim!

Yaranın iyileşme süreci, yaranın derinliğine göre değişirdi.

Ve o yaraya dokunup oymak, yarının iyileşme süresini geciktirirdi.

Dokunmayacaktın, kaşımayacaktın ve hatta bakmayacaktın!

Doku bütünlüğünü bozan bir hasar yokmuş gibi, hatta ve hatta hiç yara almamış gibi!

Hududu yoktu öğrenmenin.

Üstelik her dersin aracı, kalem kağıt değildi,

Bazı yanılgıları, bilhassa kalbinin gerçek diye tabulaştırdığı yanılgıları,

Yaralanarak öğrenecektin.

Bu da, hayattaki yolculuğumuzun olmazsa olmaz bir gerekliliğiydi.

Yaralar ne zaman kabuk bağlar?

Acının kaynağını tespit et,

Derinliğini ve ciddiyetini hesap et.

Ruhsal travmalarının şiddetinden bir haber olanlar, senin takıntılı olduğunu söyleyecekler.

Duyma! Hidrojen peroksitine ihtiyacın yok ama enfeksiyon kapmaması önemli,

Ne olursa olsun yarana dahi saygı duy ve temiz tut.

Ve kendine zaman tanı.

Bir gecede geçmeyecek ama zaman o yaranın kabuklaşmasına yardım edecek.

 Bir gün, hatta sen farkında dahi olmadan,

Yaranın iyileşmesini sağlayan o kabuğun da düşmüş olduğunu göreceksin.

Kafesinden kurtulmuş bir kuş,

Ya da zincirini çözmüş bir esir gibi; koşacaksın özgürlüğün kollarına...

Ve işte o gün aynadaki yansımana gülümsemeyi,

"Bunu da atlattık, hadi geçmiş olsun" demeyi de sakın unutma.