Uzun sohbetli pazar kahvaltıları

Seçil Semiz Özcan 13 Haziran 2021 Pazar, 06:30

"Yemek, yemek üzerine ne düşünürsünüz bilmem ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı" demiş Cemal Süreya.

Benim içinde öyle.

Pazar günlerini keyifli kılan yegane şey, acelesiz, telaşsız, bir yere yetişme velvelesi olmadan; uzun uzun yapılan bol ve hoş muhabbetli kahvaltılardır.

Hafta içi hazırlamaya üşenilen patates kızartmalarının ve omletlerin, hafta sonu serpme usulü ile masaya konulması ve böylelikle kahvaltıyı bir nevi şölen havasına dönüştürme hazzı anlatılmaz ama pek güzel yaşanır.

Fırından alınan sıcacık simitlere eşlik eden yine aynı sıcaklıktaki sohbetler bu olayın en önemli parçasıdır.

İster ailece, isterse de en samimi dostlarla paylaşılsın; dingin ve neşeli bir ruh hali ile yapılan kahvaltılar karın doyurmakla kalmaz üzerine bir de şifalandırır.

Bilhassa da mevsim yaz ise!

Mis gibi kokan kıpkırmızı çeri domatesler... tatlı-acı lezzetinde olan uzun sivri yeşil biberler...

Kıtır kıtır taze salatalıklar... Göz alıcı yeşilliği ve ferahlatıcı kokularıyla enerji veren taze naneler- maydanozlar...

Her mevsimi kendi güzelliğince ve farklılığınca sevsem de, yazın bereketi ve lezzeti kuşkusuz başka.

Geçtiğimiz haftalarda şehir dışından yatılıya çok sevdiğim bir arkadaşım geldi.

Geç yatılan bir gecenin ertesi günü de geç başladığından, mutfakta yapılan ve birbiri ardına eklenen sonu gelmeyen sohbetlerimizle ağır ağır hazırladık kahvaltımızı.

Aylarca süren hafta sonu yasaklarının ardından nihayet kavuşunca sohbetlerin de ardı arkası kesilmiyordu tabi.

Çatal-bıçaklardan ve fincanların içinde dönen çay kaşıklarından çıkan ses ile vazoda duran taze ve rengarenk çiçeklerin ambiyansı, uyumlu bir sinerjinin en güzel fotoğrafıydı sanki.

Okuduğumuz kitaplardan, daha geçen gün keşfettiğimiz eski bir Sezen Aksu şarkısından,

Son derece egolu ve başkasının ekmeği ile oynamaktan gram geri durmayan kötü kalpli iş arkadaşlıklarından,

Baştan iyi sanıp sonradan tanıdıklarımızdan,

Biraz kalp kırıklıklarından, heves kaçıklıklarından,

Değişir ve belki gelişir diye umduğumuz, ama hep yerinde saymaya muktedir olan dünya yolcularından,

Uğurlayamadıklarımızdan, bir türlü vedalaşamadıklarımızdan,

Açık- kapalı yaralardan, eskisi gibi sarsmayan vukuatlardan,

Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonnası'ndaki  Maria Puder'den

 Turgut Uyar'dan...

Ve tabi Tomris Uyar'dan!   Ve ve Tomris'e sevdalı olan dönemin üç önemli şairlerinden,

Aşktan, erkeklerden ve ilişkilerden,

Yanılgılardan geçilip artık anlıyorumlara varılmış durumlardan,

Ama her şeye rağmen güzel günlere olan inancımızdan ve umudumuzdan bahsettiğimiz uzun bir kahvaltıydı.

Papatya çaylarımıza ve Türk kahvelerimize eşlik eden Norah Jones'in şarkıları Pazar gününden aldığımız lezzeti daha da yoğunlaştırdı.

Geride; boşalan tabaklar, yenilen simitlerden arda kalan susamlar ve bir de sosyal medyada paylaşmadığımız sadece bize özel olan fotoğraflarımız kaldı.

Velhasıl kelam, çapkın da olsalar, kaçak da olsalar şairlere kızmayın, zira onlar her daim haklı!

Cemal Süreya'nın "kahvaltının mutlulukla ilgisi olmalı" sözünün haklılığı gibi.

Sizin Pazarlarınız nasıl peki?