Huysuz ve tatlı kadın

Seçil Semiz Özcan 07 Şubat 2021 Pazar, 06:30

O, Bursa'nın bağrından doğmuş, eşi benzeri olmayan bir ses.

Atatürk'ün huzurunda şarkı okuma şerefine nail olmuş güçlü bir nefes.

Nevi şahsına münhasır üslubu ve billur sesiyle gönüllerimizi fethetmiş bir yıldız.

O kimselere benzemeyen, yerini kimselerin dolduramayacağı bir kadın...

Müzeyyen Senar... Namı diğer Cumhuriyet'in Divası.

***

"Oldukça kederliydim, konuşamıyor olmak beni kahrediyordu" demişti yıllar önce.

Zira sanatçının dili 5 yaşındayken tutulmuş ve on yıl kekemeliğe mahkum olmuştu.

"Ben de şarkı söylemeye mecbur kaldım, anlatmak istediklerimi şarkı söyler gibi anlattım. Kekeme olmasaydım, belki bugünkü Müzeyyen Senar olamazdım."

Böyle anlatmıştı Müzeyyen Senar, diliyle olan mücadelesini...

Ama henüz küçücük bir kız çocuğu iken, definelerin yalnızca harabe yerlerde gizli olduğunu hissetmiş olmalı ki bu durum onu yıldırmadı.

Ve kendisine bahşedilen, Tanrı'nın bir lütfu olan harikulade sesini keşfederek,

Kaderinde yazgı olan, o alkışların yeri göğü inlettiği yolda, emin adımlarla yürüdü...

Bu yürüyüş adeta bir adayış oldu.

Müzeyyen Senar bütün ömrünü Türk sanat müziğine adadığı gibi, kendisinden sonra gelen birçok önemli şahsiyetlere de kapı araladı.

Kablolu mikrofonu ilk kullanan solistti.

Sanat güneşimiz Zeki Müren de dahil olmak üzere çok sayıda sanatçıyı yetiştirdi.

Hayatı belgesellere, kitaplara, akademik çalışmalara, tiyatrolara ilham oldu.

Türk müzik tarihine, adını altın harflerle yazdıran Senar,  8 Şubat 2015 günü hayata gözlerini yumdu.

Bu dünyadan bir güvercin edasıyla uçup gitse de, geriye unutulmaz eserlerini bıraktı.

Vefatının 6. yıldönümünde, Bursalı sanatçımızı o muhteşem sesiyle yorumladığı şarkıyla anmak istedim.

Dinlerken birçoğumuzu büyüleyen, ruhumuzda tarifsiz hisler bırakan o malum şarkı!

"Şarkılar seni söyler, dillerde nağme adın...

Aşk gibi; sevda gibi, huysuz ve tatlı kadın..."

Işıklar içinde uyu sesinde sonsuzluğu barındıran kadın.

Şarkılarınla ebediyen var olacaksın.