Çıraklıktan imparatorluğa...

Seçil Semiz Özcan 31 Ocak 2021 Pazar, 07:30

Biz onu, ete "tuz serpiştirme" hareketiyle tanıdık.

Öyle bir akımdı ki,

Evde kendi yemeğimizi yaparken bile,

En az bir kez de olsa, Nusret gibi "tuzladık".

Takip edenlerimiz daha iyi bilir,

Bugün sadece Türkiye'nin değil,

Dünyanın konuştuğu bir iş insanıdır Nusret Gökçe.

Sansasyonel et şovları  "illallah" dedirtse de,

Şanı her geçen gün artan bir fenomendir Kasap Nusret!

Kültür elçisi olarak seçilen şefler arasında Nusret Gökçe'nin de olmasını, alkışlayanlar kadar, yadırgayanlar da oldu.

Hakkında siyah ve beyaz kadar zıt, çok yönlü yorumlar var.

Zira mütevazı ve sempatik olduğunu düşünenler kadar, bir o kadar da görgüsüz bulanlar var.

Yani adab-ı muaşeret kaideleriyle ilişkimiz ne kadarsa, Nusret Gökçe aslında bizde, o kadar var!

Kültür elçiliği unvanına ne kadar layık, sorgulamak en doğal haktır.

Fakat...

Ortada bir de, muazzam düzeyde başarı öyküsü var!

Parasızlıktan okuyamamış bir çocuğun, seneler sonra, azim ve çalışkanlığı ile kurmuş olduğu bir et imparatorluğu var!

Hayatı üç - beş liranın hesabıyla geçmiş maden işçisi bir babanın,

Dubai'den New York'a uzanan, et restoranları sahibi olan bir oğlu var.

Severiz, sevmeyiz o apayrı.

Ama ve lakin gel gelelim;

Arı gibi çalışmakta da çok hikmet var!