Beylere Manifesto!

Seçil Semiz Özcan 28 Şubat 2021 Pazar, 06:30

Bu yazım beylere ithaf niteliğindedir.

Adam kayırmadan, ayrımcılık yapmadan tüm erkeklere yazdığım bir bildiridir!

Yakın zamanda dersine girdiğim bir hoca, ders sonunda bize şöyle sorardı, söylemezsem içimde kalır dediğiniz bir şey var mı? Bendeki de o hesap.

Çünkü bu yazıyı yazmazsam içimde kalır!

Baştan anlaşalım ama! Darılmaca, gücenmece yok.

Fikirlerimizi özgürce ve saygı çerçevesinde ifade ettiğimiz sürece gelişiriz, eşit adımlarla yürürsek ilerleriz. Öyle değil mi?

Biz ki... Kadın ve erkek olarak...

Hadi erkeği başa yazayım gönlünüz kalmasın.

Erkek ve kadın olarak, yaratılmışların en üstünü olarak can bulmuş varlıklarız.

Dünya üzerindeki vaktimiz seyrinde ömür adını verdiğimiz meçhul bir seyahatte bulunmak üzere görevlendirilmiş, vaktimiz dolduğunda da, neyimiz varsa bu dünyada bırakıp, terk-i diyar etmekle yükümlü olan iki farklı ırkız.

Eşitiz. Cinsiyet özelliklerimiz dışında, birbirimizin birçok yönden benzeriyiz.

Yani her iki cins olarak; kafatasımızın içindeki beynimiz de, iki ayağımız iki elimiz de yerli yerinde...

Lafı uzatmadan buyurun bildiriye!

Madde 1: Kabul edin ya da etmeyin, bir kere biz kadınlar trafikte daha iyiyiz!

Bu benim değil Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı verileri alınarak hazırlanan bir raporun sözü.

Trafik kazaları istatistiklerine baktığımızda 2018 yılında gerçekleşen kazaların sorumlularının %75.9'unun erkek, %24.1'inin kadın olduğunu görüyoruz. Yaralıların cinsiyetleri ise %67.8 erkek, %32.2 kadın olarak kayıtlara geçmiş durumda.

Yani... Kadınların sürüş hataları nedeniyle ''trafikte tehlike saçtığı'' iddiası, istatistiklere göre pek gerçeği yansıtmıyor. Böylece trafikte kimin kendisini iyileştirmesi gerektiği de ortaya çıkmış oluyor.

Darılmaca yok dediğimi hatırlatarak devam ediyorum.

Madde 2: Biz kadınlar çok konuşmuyoruz. Siz erkekler "aynen, fark etmez, olur, bakarız, boş ver" kelimeleriyle gün bitirecek kadar az konuşuyorsunuz. Detaycıyız kabul ediyorum, ama anlaşılmaz değiliz. Ayrıca hemcinslerimizle yan yana geldiğimizde, dedikodu yapmıyoruz. Edebiyattan sanata, müzikten spora kadar çok şey konuşuyoruz hiç şüpheniz olmasın. Hayat futbol ve siyasetten ibaret değildir ve dedikodu da kadına özgü bir davranış şekli değildir.

Madde 3: Cinsiyet eşitsizliği ile ilgili şaşırtıcı istatistiklerle devam edelim mi biraz da? Mesela neden iş hayatında, aynı işi yapmalarına rağmen kadın erkekten daha az kazanıyor? Neden işverenler, bir kadına iş vermeden önce evlenecek misin, çocuk düşünüyor musun gibi özel sorular soruyor?

Ve neden ev işleriyle ilgilenmek kadının göreviymiş gibi bir algı var ülkemizde? Makineler yapıyor her şeyi; atıyorsunuz yıkıyor, çıkarıyorsunuz kuruyor dediğinizi duyuyorum merak etmeyin. Madem ki bu kadar basit bu işler, o halde kullanılmış çoraplar, kirlenmiş gömlekler, neden sepete atılmıyorlar da orta yerde özgürce bırakılıyorlar?

Sonuçta bir leğenin başında çamaşır yıkayan Müjde Ar gibi, siz de oturup yıkamayacak, elinizi sıcak sudan, soğuk suya sokmayacaksınız öyle değil mi?

Kadın tüm gün, ev ve çocuk bakımıyla dizlerinde derman kalmayana dek çalışıp yine de sofraya bir çeşit daha çıkartmak için mutfağa koşarken, erkek neden yattığı yerden cep telefonu ve kumandasıyla ayrı bir dünyada hüküm sürüyor bu da en çok merak ettiklerimden...

Madde 4: Son olarak neden bir kadına çiçek almak ayıp oluyor ilişkilerde, sevdiğini göstermekte utanılacak ne olabilir? İster saksıda, ister bukette; mis gibi kokulardan hayatınızdaki kadını mahrum etmeyin derim. Bu arada kadına, bayan değil kadın derin derim.

Şimşekleri daha da üzerime çekmeden manifestomu burada noktaladığımı bildiririm.

Saygılarımı sunar, mutlu pazarlar dilerim.