Ülkemizin yöneticileri ve batı alemi!

Recai Albay 30 Nisan 2021 Cuma, 07:30

Zaman zaman batı dünyasından, bilhassa yöneticilerin/idarecilerin, memurların örnek davranışlarından, kendilerini halktan birisi gibi görerek yaptıkları hareketlerden, tavır ve muamelelerden alıntılar yapıp, bizimkilerin de bunu örnek almaları temennisinde bulunuruz. Esasen bunları alıntılarken hakikaten bizim açımızdan acı ve ıstırap duyuyorum. Niçin bir gayr-ı müslimi örnek olarak tavsiye ediyorum diyerek, kendimi hesaba çekmiyor, değilim. Lakin güzel olan her fiil aslında İslam'ın da makbulü ve tavsiyesidir. Sahibi ister Müslüman isterse ecnebi olsun fark etmez.

Hepimizin malumu; "ilim Çin'de de olsa alınız", diyor Peygamberimiz (asm).

Fakat niçin bizler, dün ecdadımızın yaptığı gibi, bugün batılılara örnek olamıyoruz da her daim onlar bize örneklik teşkil ediyorlar?

Sanırım bu sorunun üzerinde bilhassa "eğitim dünyamız" çok kafa yormalıdır. Çünkü yapı taşlarımız, gelenek ve göreneklerimiz, kadim değerlerimiz, imanımız, inancımız, bizi biz yapan örfümüz adetlerimiz, hepsi topyekün dumura uğradı, bozuldu. Bırakınız başkalarına örnek olmak, kendimize bile faydalı olabilecek hiçbir insani tavır, fikir, düşünce ve fiilimiz maalesef kalmadı.  Aynı ailenin içindeki fertler bile birbirlerine şiddet uyguluyor, birbirlerini aldatıyor, öfke ve nefret kusuyor.

FABRİKA AYARI GEREK!

Herhalde bu şiddet ve düşmanlık sarmalından çıkmanın tek yolu; fabrika ayarlarına dönmek, kadim değerler eğitimini yeniden okullarımızda tedris etmekten geçer. Bunun için de Eğitim Bakanı'ndan acilen Müfredat değişikliğine giderek, "başta kendine, ailesine ve topluma yararlı insana" odaklanmasını bekliyoruz.

Yöneticilerimizdenartık açık ve gizli kibirli hallerden, halktan gafil savurgan ve buyurgan davranışlardan ısrarla çekilmelerini bekliyoruz.

Bu ülkeprensler, şeyhler, kabile ağaları...vb. yönettiği bir ülke değildir. Hiçbir yönetici kendisini öyle dev aynasında görüp, "istediğimi yaparım" anlayışıyla hareket edemez. Her kes fiilinden, yaptıklarından gerek kanun önünde ve gerekse de İlahi hesap gününde sorumludur.

Ömer bin Abdulaziz, adil yönetimiyle büyük örneklik teşkil etmiştir. Uygulamaları günümüze kadar takdir ile methedile gelmiştir. Bugün en küçük bir masa tahsis edilen bay amirlerimizin astlarına karşı ve vatandaşlara karşı takındığı tavır cümlemizin malumudur. Bu nedenle halife Ömer b.Abdülaziz'in şu ince davranışını hatırlatmakla yetinelim:

"Halife, gece bir şeyler yazıyordu. Yanında da bir misafiri vardı. Işık sönmek üzereydi. Misafir kalkıp, "ışıkla ilgileneyim, yağını koyup yeniliyeyim" dedi. Halife, "misafire hizmet ettirmek mürüvvete yakışmaz" dedi. Misafir öyle ise hizmetçiyi kaldırayım" dedi. Halife, " hayır olmaz; şimdi o yeni uykuya daldı, dinlenme saatidir" dedi. Sonra kendisi yağ kabına gitti, ışığa yağ koydu. Ortamı düzenledi. Onun bu tavrını gören misafir, "Ey müminlerin emiri, bu işi kendiniz görüyorsunuz" dedi. O zaman Ömer b. Abdülaziz, "Ömer olarak gittim, Ömer olarak döndüm, ne kaybım oldu ki?" dedi.

Aynı Ömer zamanında; "israfın, rüşvetin, savurganlığın önü alındığı için", toplanan paralarla, ülke dâhilinde fakir kalmadığı için dışarıya yardım ve zekât olarak gönderildiğini unutmayalım.