Oğuzhan Asiltürk'e verilen tepki!

Recai Albay 18 Haziran 2021 Cuma, 07:30

Bugünlerde Saadet Partisi'nde, Oğuzhan Asiltürk'ün SP'nin iç siyasette nerede durması gerektiği hususları hakkındaki açıklamalardan sonra, Partide bazılarında müthiş bir tepkiye neden olduğunu görüyoruz.

Tepkilerin dozajına, sertliğine baktığımızda ise, şaşırmamak mümkün değil.İçleri nefret bürümüş ve "benlik-ego"nunhâkim olduğu bir zihniyetten İslam'a hizmet beklenir mi?

Kendi "düşünce ve fikrine" ters bir açıklamaya -ki bu yıllarca omuz omuza verdikleri kendi arkadaşları bile olsa- tahammülleri olmayan kişilerden, toplumdabirlik, beraberlik ve dayanışmayısağlamayı ne kadar bekleyebilirsiniz?

İslam'a hizmet adına ortaya çıkan ve bu gayeye yönelik siyaset yapan gerek parti içinde ve gerekse toplumdaki insanlarımıza, sivil toplum kuruluşlarına, derneklerine, vakıflara ve içtimai hayatta hizmet aşkıyla koşuşturanlara... vb. guruplara bir uyarıda bulunmak istiyorum. Kendilerini aşağıda alıntıladığımız mihenge ve teraziye vurmalılar; aksi takdirde hizmet ediyorum derken, çok büyük yıkımlara, zararlara yol açarlar ve açıyorlar.  Gerçi tarih bunun örnekleriyle doludur.

22. Mektuptaki şu ikazları her mümin, "içtimai ve siyasi hizmet kulvarında" bir yol haritası olarak riayet etmelidir:

"Cây-ı teessüf bir halet-i içtimaiye ve kalb-i İslâmı ağlatacak müdhiş bir maraz-ı hayat-ı içtimaî:

"Haricî düşmanların zuhur ve tehacümünde dâhilîadavetleri unutmak ve bırakmak" olan bir maslahat-ı içtimaiyeyi en bedevi kavimler dahi takdir edip yaptıkları halde

şu cemaat-ı İslâmiyeye hizmet dava edenlere ne olmuş ki; birbiri arkasında tehacüm vaziyetini alan hadsiz düşmanlar varken, cüz'î adavetleri unutmayıp, düşmanların hücumuna zemin hazır ediyorlar. Şu hal bir sukuttur, bir vahşettir. Hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyeye bir hıyanettir...

İşte ey mü'minler! Ehl-i iman aşiretine karşı tecavüz vaziyetini almış ne kadar aşiret hükmünde düşmanlar olduğunu bilir misiniz? Birbiri içindeki daireler gibi yüz daireden fazla vardır. Her birisine karşı tesanüd ederek, el-ele verip müdafaa vaziyeti almaya mecbur iken; onların hücumunu teshil etmek, onların harîm-iİslâma girmeleri için kapıları açmak hükmünde olan garazkâranetarafgirlik ve adavetkâraneinad; hiçbir cihetle ehl-i imana yakışır mı? O düşman daireler ehl-i dalalet ve ilhaddan tut, tâ ehl-i küfrün âlemine, tâ dünyanın ehval ve mesaibine kadar birbiri içinde size karşı zararlı bir vaziyet alan, birbiri arkasında size hiddet ve hırs ile bakan, belki yetmiş nevi düşmanlar var. Bütün bunlara karşı kuvvetli silâhın ve siperin ve kal'an: Uhuvvet-i İslâmiyedir. Bu kal'a-i İslâmiyeyi, küçük adavetlerle ve bahanelerle sarsmak; ne kadar hilaf-ı vicdan ve ne kadar hilaf-ı maslahat-ı İslâmiye olduğunu bil, ayıl!..

Ehadîs-i şerifede gelmiş ki: "Âhirzamanın Süfyan ve Deccal gibi nifak ve zındıka başına geçecek eşhas-ı müdhişe-imuzırraları, İslâm'ın ve beşerin hırs ve şikakından istifade ederek az bir kuvvetle nev'-i beşeri herc ü merc eder ve koca Âlem-i İslâmı esaret altına alır..."

Son sözümüz; "Allah için sevmek, Allah için buğz etmek, Allah için hüküm ve karar vermek", yol düsturumuz ve prensibimiz olmalı.