Libya siyasetimiz ve Müslümanların yeşeren ümidi!

Recai Albay 26 Haziran 2020 Cuma, 07:30

Bugün husussan Arap halkı, tüm dünya Müslümanları ve mazlum Afrika halkı, Türkiye'nin Libya Stratejisine ve takip ettiği kararlı duruşuna hayran olmakta, haklı olarak övmektedir.

Ancak içimizdeki belli bir zihniyete, gücümüzü ve kudretimizi kabul ettirmekte maalesef zorlanıyoruz.

Bu kesim ikiye ayrılmaktadır:

  1. Batının içimizdeki uzantıları,
  2. Yine Batının uzun yıllardan beri propagandası altında kalarak, kendi değerlerinden uzaklaşmış, kendine olan ümidinive güvenini kaybetmiş olanlar.

Eğer Batının doğudaki faaliyetlerini (misyoner/müstemleke) inceleyecek olursa ilk önce başvurdukları silah; şark toplumlarına "YEİS/ÜMİTSİZLİK" aşılamak olduğunu görürüz.

Konuyu daha fazla uzatmamak için sadece şu ifadelerin aktarılmasının yeterli olduğu kanaatindeyim:

MÜDDET- İ HAYATIMDA TECRÜBELERİMLE FİKRİMDE TEVELLÜT EDEN ŞUDUR:

"Yeis (ümitsizlik) en dehşetli bir hastalıktır ki, Âlem-i İslam'ın kalbine girmiş. İşte o yeistir ki bizi öldürmüş gibi, garpta (batı) bir-iki milyonluk küçük bir devlet, şarkta (doğu) yirmi milyon Müslümanları kendine hizmetkâr ve vatanlarını müstemleke hükmüne getirmiş. Hem o yeistir ki, yüksek ahlakımızı öldürmüş, menfaat-ı umumiyeyi bırakıp menfaat-ı şahsiyeye nazarımızı hasrettirmiş. Hem o yeistir ki, manevi kuvvetimizi kırmış; az bir kuvvetle, imandan gelen kuvve-i maneviye ile şarktan garba kadar istilâ ettiği halde; o manevi harika kuvvet, ümitsizlikle kırıldığı için, zalim ecnebiler dört yüz seneden beri üçyüz milyon (bugün 1,5 milyarı aşkın) Müslümanı kendilerine esir etmiş. Hatta bu yeis ile başkasının lakaydlığını ve füturunu kendi tembelliğine özür zannedip: "Neme Lâzım" der, "Herkes benim gibi berbattır" diye şehamet-i imaniyeyi (imanın gücü ve cesareti) terk edip hizmet-i İslamiye'yi yapmıyor. Madem bu derece bu hastalık bize bu zulmü etmiş, bizi öldürüyor; biz de o katilimizden öcümüzü alıp öldüreceğiz. "La taknetuminrahmetillah" ( Allah'tan ümit kesmeyiniz) kılıcı ile o yeisin başını parçalayacağız, belini kıracağız inşallah.." (HŞ. 2.Kelime)

LİBYADA TÜRK'ÜN YAZDIĞI DESTAN VE VERDİĞİ MESAJ!

Bugün Türk ordusunun kendine olan güveni ve imanının verdiği kuvvet ile Haçlı zihniyetin cirit attığı islâm topraklarında, ruhunu ve şehadetini ortaya koyarak verdiği mücadeleyle yıllardan beri sömürülen, ezilen, sürülen, mazlum ve mağdur Müslüman milletlerde (bilhassa Araplarda) yeniden bir "güven ve ümidin" yeşermesine yol açtığını iftiharla görüyoruz. Yıllardır sömürülen, sefalete mahkûm edilen mazlumların "izzetle ölümü zilletle yaşama tercih edeceklerinin"seslerini duymaya başladık. Bu ümit ve güven dalga dalga tüm Müslüman halklarda yayılacağından eminim. Zaten bunun çok iyi tahmin eden emperyalist devletler bütün kozlarını, fesat, hile ve tuzaklarını harekete geçiriyorlar. Ama bütün bunlar imanlı göğüslerde eriyip gidecek, hiçbir güç buna engel olamayacaktır.

Türk hükümeti, yeniden eski günlerine döneceğinin kararlılığını ve hiçbir gücün onu bu kararından çeviremeyeceğini, şu ayetile, baş komutanının ağzıyla, tüm dünyaya ilan etmiş ve ediyor:
(Ey mü'minler, kâfirlere ve zalim düzenlere karşı) Sakın gevşeklik göstermeyin, üzüntüye girmeyin (ümitsizliğe düşmeyin) . Eğer inanıyorsanız (sonunda) galip ve üstün gelecek olan sizsiniz.(Âl-i İmran.139)