İslam'da tartışma usulü ve ihtilaf ahlakı (1)

Recai Albay 02 Nisan 2021 Cuma, 06:30

17.yy'da Osmanlı üç cephede büyük kayıplar veriyor; ancak İstanbul'da 2 vaiz anlamsız tartışmalara giriyor.

Biri; Ayasofya'da Kadızade Mehmet Efendi.

Diğeri; Sultanahmet'te A.Mecit Sivasi Efendidir.

Bu iki zat, 5-10 meselede birbirleriyle kürsüde her Cuma günü atışırlar ve nihayet zamanla "müfrit taraftarlar" oluşur. Nihayet 1651 yılında bir Cuma namazı sonrasında her iki taraf birbirlerine girer.

Tarihçi Naima Efendi, Sultan Ahmet Meydanından Bayezid'e doğru insan cesetleriyle dolmuştu, der.

Peki, neydi bu iki gurubu karşı karşıya getiren?

Tartışma konularının tıpkı bugün de olduğu gibi İslam'ın Temel meseleleri değildi. Katip Çelebi Mizan ül Hak diye bir kitap yazdı bu konularla ilgili.

Neler var bu kitapta;

Kabir azabı var mı yok mu? Kabir ziyareti caiz mi değil mi? Şefaat var mı yok mu? Hz. Peygamberin annesi/babası cennetlik mi değil mi? Namazdan sonra musafaha yapılır mı yapılmaz mı? kandil kutlamak, mevlit okutmak caiz mi değil mi? Tütün içmek helal mi değil mi? Hz. Hızır hayatta mı değil mi? zikir musiki aiz mi değil mi? Matematik, Felsefe okumak caiz mi değil mi?...

 Şimdi aradan 300- 350 yıl geçmiş, bugün İslam Dünyası buhranlar içinde kıvranırken, maalesef aynı tartışmalar yine gündemde.

Bütün İslam beldeleri büyük ateş çukurunun içinde cayır cayır yanarken, yakılırken; Kur'an'ın tabiriyle; "Hani siz büyük bir ateş çukurunun kenarında iken..", bu anlamsız din tartışmalarının devam etmesi doğru mudur?

Oysa İslam beldelerinde asgari  "adalet, emniyet, barış, yaşam hakkı" yok. Böyle olduğu halde dinin en temel esaslarının sürekli tartışılması, dinin deliller sisteminin "hocalar" tarafından ekranlarda müsamahasız/çatışmacı bir dille sürekli tartışılması doğru olur mu?

Yüce Kitabımız, Dinlerini bölüp guruplara ayılanlardan olmayın, der. Bakın ahlakın ve adaletin tesis edilmediği pek çok yerler var iken bu tür tartışmaların ulema tarafından yapılması ne derece doğru?

Bunu iyi niyetle yorumlamak mümkün mü?

Bu tartışmalar sorunlarımızı daha da içinden çıkılamaz bir hale getirmiyor mu? Hâlbuki İslam dünyasında çözülmesini bekleyen yığınla sorunlarımız var.

Elbette dini yorumlar ve görüşler farklı olacaktır, İhtilaf tabiidir, rahmettir. Zira dinin tabiatı, nassın tabiatı ve insanın tabiatı farklılık arzeder. Bu farklılıklar olacak ki toplum durağan kalmasın. Çeşitlilikler olacak ki, insanlar farklı düşünsün, baksın, davransın ve böylelikle insanlık gelişsin. Bu nedenle; müsademe-i efkardan barika-i hakikat doğar. İslâm medeniyetinde tartışmanın bir usulü var, bir ihtilaf ahlakı var.