Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Ey insan! Gör, bil ve ayıl!

Yazının Giriş Tarihi: 05.08.2022 06:30
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.08.2022 16:43

Son yıllarda yer kürenin dört bir tarafında ve elbette ki ülkemizde üst üste gelen tabii felaketler, musibetler acaba tesadüfi mi? Yoksa bir gayeyi, hikmeti içeren birer ilahi tokat mıdırlar?

Son yıllarda hızla artan yangınlar, sel felaketleri, toprak kaymaları, felaketlere dönüşen aşırı yağışlar, kuraklık, kıtlık, pahalılık, yoksulluk, açlık, göçler, savaşlar, hayvani hislerin tatminine adanmış yaşam şekilleri… vs. bir tabloyu ibretle ve korkuyla her gün TV ekranlarından izliyoruz.

Bu derece hesaptan, kitaptan ırak, İmandan, inançtan uzak, totemist ve bohemist bir yaşam şeklinin, insanoğluna faturasının çıkarılmaması mümkün mü?

Bütün kutsal kitaplar da insanların tavır ve davranışları ile jeolojik ve atmosferik olaylar arasında bir bağ ve ilişkinin olduğu ifade ediliyor. Örneğin:

“Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi. (ve onlar kendi inat ve ihtiraslarıyla beraber boğulup gittiler).” (Duhan 29)

Bu ayet-i Kerimeye Hz.Mevlana da şöyle bir bakış açısı getiriyor:

“Rüzgâr, toprak, su ve ateş Allah’ın kulu ve mutîi’dirler;

  Onlar bana, sana karşı biruh, Allah’a karşı ziruhturlar”.

Eskilerinanasır-ı erbaa dedikleri ve her şeyin aslı esası saydıkları şu dört madde olsun, onlardan vücuda gelen sair eşya olsun, hepsi Allah’ın emrine mutidir ve boyun eğmişlerdir:

Yasin 82. Ayette; “Allah’ın emri bir şeyin vücuda gelmesini irade edince OL der, o şey de derhal OLUR!”,buyruluyor.

Dünyada, ahirette her şey, Allah’ın emrine bağlılık gösterdiği gibi, Allah’ın emrini de anlar, yerine getirir. Yani:

“Her şey Rabbine tesbih ve tahmid eder. Lakin ey insanlar; siz onların bu tesbihini anlamazsınız”. (Esrar 44)

Görüldüğü gibi Kuran’da eşyanın tesbih ettiği, bu ayette açıkça belirtiliyor ve bu tesbihi insanların anlayamayacağı da ifade ediliyor. Fakat yine Cenab-ı Hak bazı kullarına o tesbihi anlamak ilmini ve istidadını bahş eder ve o kul da, o kabiliyet ile o tesbihi anlayabilir. O semavi ve arzi olayların taşıdığı mesajı okuyup anlar; buradan kendisine ve topluma bir ders çıkarır. Bu afat ve musibetlerin birer ilahi uyarı ve tokat olduklarını fehm eder. Kendi hareket ve davranışlarına bir çeki düzen verir, pişman olur, Rabbinden af ve tövbe diler.

Tıpkı bir koyun sürüsünün başkasının tarlasına girdiğinde Çobanın attığı taşa isabet eden en baştaki koyun, yanlış bir yere gittiğini anlayıp dönmesiyle, ardından diğer koyun sürüsü de nasıl dönüyorsa; insanoğlu kendi yanlışlarını görmeli ve bu ilahi afatlara sebebiyet verdiğini anlamalı ve zulmüne son vermelidir. Evet, yeryüzünde cereyan eden hiçbir şey tesadüfî değildir. Hatta rüzgârlardan sallanan ağaçtan yere düşen bir yaprak dahi bir takdir ve irade iledir.  Öyleyse; Ey insan! Bu ilahi tokat ve musibetlere sebebiyet verdiğini GÖR, BİL ve AYIL!