ABD'deki olaylar ve kapitalizmin gerçek yüzü!

Recai Albay 08 Ocak 2021 Cuma, 06:30

ABD asrın olaylarına sahne oluyor. Herkes kendi dünyasından bunu okuyabilir. Bana göre bu olayların en önemli yanı, dünyayı sarsan "virüs" olayından sonra ikinci bir zelzeleye yol açmış olmasıdır.

ABD üzerinden dünyaya yön veren "kapitalizmin" beklenen sonucudur. ABD'de Yayımlanan bir istatistikte; "500 zengin" servetine servet kattı. Dünyanın en zengin 500 kişisinin geçen yıl 4,4 trilyon dolar olan serveti bu yıl itibarıyla 5,3 trilyon dolara ulaştı."

Servetin birkaç elde toplandığı bir dünyanın elbette ki normal yaşamını sürdürmesi mümkün değil. Bir patlamaya yol açması muhtemel bir beklentiydi. Ve sonunda ABD Kongre binasının işgal edilmesi ile dünya gündemine oturdu.

Hiç de ekranlarda gösterildiği gibi Batı medeniyeti toz pembe değildir. Gösterilmeyen büyük çoğunluk, için için kaynayan bir kazan gibi fokurduyordu. Ama paranın sevgisini kalp ve vicdanlarına koyanların, bu ekseriyetin bir parça ekmeğe ulaşmak için çektikleri çileler, sıkıntılar, acılar, ölümler hiç umurlarında olmadı. Onlar gerçek dünya içinde "kendi dünyalarını" büyük bir keyifle yaşamaya devam ettiler.

ABD'de Gıda Bankası isimli bir sivil toplum örgütünün yayımladığı bir istatistiğe göre; "Yaklaşık bir buçuk milyon nüfuslu New York kentinde her beş kişiden biri açlık sorunu yaşıyor. Amerika genelindeyse, nüfusun %14'ten fazlası aynı sorunla baş başa. Ortada gittikçe kötüleşen bir gıda krizi var. Bunun en açık işareti de, son beş yılda sadece New York'ta gıda yardımı alanlara 200,000 kişinin daha eklenmesi oldu. "Her beş üyeden biri çocuk. Her altı kişiden biri yaşlı. En çok dikkat çeken nokta ise, üyeler arasında çalışanların da bulunması. Düzenli olarak çalıştığı halde yeterli beslenme için para bulamayan çok insan var."

"Sen çalış ben yiyeyim", "ben tok olduktan sonra başkası açlıktan ölse bana ne" prensipleri üzerine kurulmuş "kapitalist sistem"in insanlığa çare olmadığını, genelde dünya ülkelerine baktığımızda, özelde ise ABD' deki Senato Binası'nın basılmasında açık ve net görüyoruz.

BM konuyu gündemine almalı ve hakkaniyetli çözümler bulmak zorunda. Şunu da ekleyelim ki, çözüm beşeri olmaktan ziyade İlahi kaynaktadır.

Çözüm; Siyah-beyaz, müslim- gayrı müslim ayırımı yapmadan insanlığın "sulh ve huzuru" için ortaya koyduğu İslamî prensiplerdedir.