Psk.Elif Özdemir 19 Kasım 2020 Perşembe, 06:30

Güneş gibi sıcak, pamuk gibi yumuşak Duygu adında bir kız yaşarmış şehrin bir yerinde.

Sosyal olmaktan çok hoşlanırmış. Aslında sosyallikten hoşlanmasının tek sebebi insanlarla kaynaşmasıymış. Güne arkadaşlarını arayarak başlar, kahvaltıda anne, baba ve kardeşleriyle sohbet ederek devam edermiş. Yemek ve çay saatlerine bayılırmış. Yiyip içmeyi sevdiğinden değil, insanlarla birlikte ortak noktada buluşabilmek zevk verirmiş Duygu'ya.

Kahvaltıdan sonra dışarı çıkan Duygu'ya okula gitmek, okuldan sonra kursa gitmek, yorgunluklarının üzerine arkadaşlarıyla bir kafede buluşmak hiç zor gelmezmiş. Eve gittiğinde de bir çay demler herkesi bir araya toplarmış.

Evlenmiş Duygu sonra. Eşini çok sevmiş. Evliliği adına ne gerekiyorsa yapmış. Hep verici olmuş ama bundan da gocunmamış. Yalnız eşine değil, eşinin ailesine de 'iyi geçimli' olmak adına vermiş vermiş. Ama görmeyi istediği, beklediği sevgiyi, saygıyı, değeri, ilgiyi görememiş Duygu. "Hayır" diyemiyor, duygularını düşüncelerini rahat ifade edemiyormuş. İnsanları kırmaktan, üzmekten çok korkuyormuş.

Seneler geçmiş gitmiş. Duygu bir zaman sonra verdiği desteğe, sevgiye, değere karşılık bulamayınca ilgisini çekmeye başlamış insanlardan. Karşısındakiler Duygu'nun bu değişimini görmezden geldikçe Duygu'nun ilgisizliği öfkeye dönmeye başlamış. Sinir krizleri geçiriyor, kendini doktorda buluyormuş.

Evladı da olmuş Duygu'nun bu süreçte. Sevgisini, şefkatini oğluna vermeye başladıkça rahatlamaya başlamış. Kalan vakitlerini de arkadaşlarıyla, kendi ailesiyle sohbet ederek dolduruyormuş. İyileşmeye başlamış yavaş yavaş. Bayılmaları azalmış.

Ta ki evladı büyüyüp evlenene kadar. Çok ağır gelmiş Duygu'ya oğlunun evliliği. İlacını elinden almışlar gibi ikinci plana atılmış gibi hissetmiş kendini. Eskiler canlanmış gözünde. Korkmaya başlamış hayatı yine kendine zindan edeceğine.

Hobiler edinmeye başlamış. 'Hayır' demeyi öğrenmek için adımlar atmış. Oksijen maskesini önce kendine takması gerektiğinin idrakine varmış. Duygularını yoğun yaşamaya devam ediyormuş ama kendini çabuk ikna ediyor, motive ediyor ve toparlanıyormuş. Böyle sürüp gidiyormuş Duygu'nun hayatı.