İmtihanlarımız grip misali

Psk.Elif Özdemir 08 Haziran 2021 Salı, 06:30

Mizaç, bir yönüyle doğuştan gelen kabiliyetlerimizi, doğuştan gelen potansiyel risklerimizi, olayları okuyuş biçimimizi, eğilimlerimizi, seçimlerimizi belirlerken bir taraftan da bizleri sınırlandırdığının farkına varmalıyız.

Bu anlamda mizacı, dürbüne benzetiyorum. Herkesin önünde aynı manzara var. Dünya manzarası... İnsanların, hayvanların, canlıların olduğu, olayların, durumların yaşandığı manzara... Kimi dürbünüyle yeşilliklere odaklanıyor kimi ağaçlara kimi kaldırımlara kimi çöp kutularına... Herkes kendi için ihtiyaç olarak gördüğüne odaklanıyor, tehdit olarak algıladığındansa kaçıyor.

Bazen dürbünümüzün camına sinek konuyorve zaten dar algıladığımız manzarayı bir de sinek vesilesiyle karanlık görmeye başlıyoruz.

"Boğuluyorum."

"İçim sıkılıyor."

"Bu sıkıntım geçmeyecek."

"Burası ne biçim dünya!"

"Ölsem de kurtulsam."demeye başlıyoruz. Olayların içinde öyle çok bunalıyoruz ki, camın önündeki sineği kovmayı,kovmaya cesaretimiz ya da enerjimiz yoksa bile en azından birazdan o sineğin gideceğini hayal etmeyi akıl edemiyoruz.

1 gün geçiyor, 1 hafta geçiyor belki de 1 ay geçiyor ve bir şekilde sinek dürbünün camından gidiyor.

Bunu biliyoruz ve bildiğimiz halde ne diye yaşadığımız sıkıntıları "sanki kalıcıymış, ev sahibiymiş" edasıyla karşılıyoruz.

Halbuki yaşadığımız her neyse 'grip'gibi, geçici. Grip olduğumuzda nasıl "eyvah burnum hep akacak, daima mendil kullanmak zorunda kalacağım, hapşurmaktan konuşamayacağım." gibi durumu felaketleştiren yorumlar yapmıyorsak, yaşadığımız her ne varsa hepsi de grip gibi "normal". Ve "normal" olarak karşıladığımız, geçiciliğine inandığımız, hayatın içinde hayatı keşfettiğimiz her imtihan, bizim için getirileri olan, olgunlaştıran vesilelerdir.