Azı karar çoğu zarar: Stres

Psk.Elif Özdemir 15 Ekim 2020 Perşembe, 07:30

İbn-i Sina bir deney yapmak ister. İki kuzu alır ve bu iki kuzuyu da ayrı ayrı kafeslere koyar. Kuzular yaşça, kiloca aynıdırlar ve kafeslerde de aynı şartlarda zaman geçirirler. Tek fark, kuzulardan birinin yan tarafında ayrı bir kafesin içinde kurt vardır. Diğer kuzu ise bu kurdu görmemektedir.

Aylar geçer ve fiziksel anlamda hiçbir zarar verememesine rağmen kurdu gören kuzu zayıflar, çelimsizleşir ve bir zaman sonra ölür.

Kurdu görmeyen diğer kuzu ise kilolu ve besilidir.

İbn-i Sina bu deneyinde zihnimizin düşünme biçiminin bünyemiz üzerindeki etkilerini görmeye çalışmıştır.

Stres...

Stresi tam anlamıyla hayatımızdan çıkaramayız. Çünkü stressiz bir hayat hem mümkün değildir hem de 'ılımlı' stres, canlıların hayatta kalmalarını sağlayan en önemli faktörlerdendir.

'Azı karar, çoğu zarar' sözünü duymuşsunuzdur.  İşte bu söz tam anlamıyla stresin özelliğidir. Biz hayata dair tüm öğrenmelerimizi stres sayesinde gerçekleştiririz. 'Ilımlı' stres hedef belirlememizi, hedefe yönelik adımlar atmamızı ve odaklanmamızı kolaylaştırır. Sıfır stres, zihinsel bir uyuşukluktur ve bu durum tedavi edilmesi gereken hastalıklara kapı aralar.

Fakat aşırı ve sürekli stres 'ılımlı' stresin tam tersi etkiler gösterir kişide. Öğrenme gerçekleşmez, özgüven kaybı yaşanır, fiziksel hastalıklar ortaya çıkmaya başlar, yaşamaya dair umut günden güne tükenir, kişi sürekli olumsuz duygular, düşünceler ve davranışlar içindedir. Beyin kimyası bozulur: Kişi unutkan, huzursuz ve öfkelidir. Bu etkiler yalnız yetişkinlerde değil çocuklarda da kendini gösterir. Fakat çocuklar ve yetişkinlerde stres, baş etme kabiliyetleri açısından birbirinden ayrılır. Yetişkin yaşadığı aşırı stresin üstesinde gelip hayatına az yara almış şekilde devam edebilirken hatta yaralarını hızlı bir şekilde tedavi de edebilirken çocuk için bu süreç çok daha zorlu olabilmektedir. Çünkü çocuk, daha yeni alışmaya çalıştığı belki de yalnızca bir elin parmakları kadar seneler geçirdiği ve güvenmek istediği dünyada aşırı ve sürekli strese maruz kalmasıyla dünyanın ürkütücü bir yer olduğunu, insanların ne kadar da acımasız olduğunu zihnine kazır. Ve çoğumuzun bildiği gibi 0-6 yaş dönemi kişinin hayatı için kritik bir dönemdir. Özellikle bu kritik dönemde çocuk, hayata dair de kritik bilgiler edinir. Ya güven geliştirir ve sağlıklı bir yetişkin olarak hayatına devam eder ya da zihnine dünyayı ve insanları güvensiz olarak kodlar ve yetişkinliğini de etkileyen düşünce yapısıyla, davranış problemleriyle yaşar.

Fakat kendimiz ya da evlatlarımız için hiçbir zaman vakit geç değildir. İnsan yaşadığı sürece gelişmeye ve değişmeye açık bir varlıktır. O yüzden değişim zor olabilir fakat asla imkânsız değildir.