Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Susmak ve zaman meselesi

Yazının Giriş Tarihi: 21.05.2026 07:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 20.05.2026 13:12

Dünya bazen insan için öyle bir hale geliyor ki, anlamadan içinden çıkılamayacak derecede karmaşık oluyor.

Ne saçma oysaki 3 günlük olarak tanımlıyoruz kendisini. İşte 3 günlük dediğimiz o dünya bazı zaman geliyor ki ne yapsan olmuyor.

Gerçekten bazen ne yapsan olmuyor, ne desen geçmiyor, ne anlatsan duyulmuyor, nasıl hareket etsen yine de olduramıyorsun. Ben her daim karşılıklı konuşmanın her sorunu her sıkıntıyı çözebileceğine inanan insanımdır. Bunca zaman bunu savundum ve savunduğum yoldan gittim hep.

Bir derdim sıkıntım varsa anlatmak isterim eğer benimle ilgili de bir sıkıntı olursa söylenmesini isterim. Hep dedim ki “Ben de insanım, hatalarım elbet olur olacak, anlamadan bilmeden istemeden ben de kırabilirim.” Ama bilemem belki, ben derim ki: “Bana anlatın, söyleyin. Şurada sen hatalısın deyin.” Bunu beklerim hep. Çünkü ben de aynısını yaparım karşımdaki biri beni kırıyorsa veya kırdıysa ya o an veya başka müsait bir zaman ona anlatırım kırıldığımı, “Sen şu zamanda bana şöyle yaptın ben de kırıldım.” derim. Konuşmayı anlatmayı sevdiğimden midir veya becerebildiğimden midir nedir bunu savundum hep.

İnsanız ve konuşarak anlaşabiliriz...

Bu kadar basit aslında. Bana göre...

Bana göre dünyanın basit şeyi oldu mu sana dünyanın en zor şeyi...

Meğer bana basit gelen başkalarına dünyanın en zor eylemi imiş.

Bazıları da susmayı tercih edermiş meğer.

Ben hayatımı bu görüş üzerine kurmuşum, tosladığım taşa bak...

İşte dünya diye buna mı diyoruz, burada mi başlıyor o meşhur zorluğu?

Bu yaşıma kadar bir sürü şey gördüm hepimiz gibi ama başka hiçbir dünyalık olayda bu kadar zorlandığım, adapte olamadığım başka bir eylem, hareket, olay görmedim.

İmtihan da bu ya susan insanlara denk geldim...

Kırsa da susan, kırılsa da susan, sevse de susan, sevinse de susan...

Asla bana göre değil, asla benlik değil, deseler ki dünyanın en zor şeyi ne, derim ki susmak...

Duygularını bastırmak, belli etmemeyi seçmek, sakin kalabilmek.

Ama niye?

Bak bunun cevabını bulamadım, alamadım, anlayamadım hiç. Nasıl baş ederim bununla onu da çözemedim. Bazı zaman oluyor ki sıkışıp kalıyorum bu konuda, iletişim kuramamak beni çileden çıkarıyor. Bana göre konuşmaktan anlatmaktan başka bir yol yok anlaşılmak için, başka bir çıkış bilmiyorum, arandım tarandım bulamadım. Denemedim mi? Denemez olur muyum. Ben de susmayı denedim, acaba dedim ben mi yanlış noktadayım bilmediğim bir şey mi var acaba? Ben de susayım bazen...

Çok zor oldu benim için ama onu da denedim, yapabildiğim dayanabildiğim kadar sustum, akışına bıraktım hani derler ya zamana bıraktım, yaydım. Kendi kendine yok olmasını, hiç olmadı azalmasını bekledim sıkıntımın, derdimin.

Dayanabildiğim o süre beni perperişan etti. Daha büyük çıkmazlara, sorulara, dertlere gömdü adeta. O geçen süre benden çok şey aldı, en önemlisi de zamanımı. Anladım ki benim için zaman çok kıymetli, bundanmış benim aceleciliğim. Bekleyecek vaktim yokmuş benim. Beklemeye değecek bir değer yokmuş dünyada. Denemedim değil...

Denedim ama yine anlayamadım yine. Şu saatten sonra da anlamaya niyetim yok hiç.

Bir çözüm buldum ama. Uzak durmak...

Olabildiğince uzağa kaçmak, baktım ortak bir noktada buluşamıyorum derdimi anlatamıyor duyuramıyorum artık uğraşmak debelenmek yerine uzaklaşmayı tercih ediyorum. Herkes olduğu yerde mutlu olsun istiyorum, anladım ki bunun için debelenmek bile zaman kaybı... Benim buna vaktim yok.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.