Hava Durumu

Klasik...

Yazının Giriş Tarihi: 08.06.2024 07:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.06.2024 15:59

Nasılda bir günde yaz geldi ama. Şoka uğradık. Dün diyorum ki eşime sanki fırının sıcak fanı açık kalmış gibi evin içi, kapatasim var, öyle bir sıcak. Bunun temmuzu ağustosu var birde...

Ne kadar değişik insanlarız. Hem yaz gelsin diye dört gözle bekliyoruz, geldiği gibi de şikayete başlıyoruz. Sanırım yazın şikayetini dahi seviyoruz. Hem yazı istiyoruz, hem şikayet etmek de istiyoruz. Hem memnunuz, hem memnuniyetsiz.

İnsanoğlu işte, her şeyde olduğu gibi bunda da klasik. Yaranması zor varlıklarız.

Geçen kız kardeşim "bu kuşlarda bi susmadı" dedi. Uzunca bir kahkaha attım, bir müddet hep beraber güldük buna.

Bir cümle ile insanoğlunu özetledi bize.

İnsan otomatikman güneşi gördüğü andan itibaren bi karpuzu bir de denizi aşermeye başlıyor gerçekten. Bu istek, azıcık güneş saklanmaya başladığı andan itibaren de kendiliğinden yok oluyor mesela. Benim canım artık karpuz istememeye başladığını anladığım an işte diyorum yaz gidiyor.

Bu canım meyve bile Allah’ın varlığına en büyük ispattır benim gözümde. Hayatın bu kadar küçücük bir detayının bile mükemmelliği, bu kadar güzel denk gelişi, birleşmesi. Nerden bakarsan bak müthiş bir detay. Kışın aklına dahi gelmiyor mesela insanın. Denizi her daim severim ben. Mevsimi fark etmiyor bana. Ben deniz insanıyım. Bazıları sevmiyor, istemsiz şaşırıyorum onlara. Deniz nasıl sevilmez diye. Bana göre yaz denizdir mesela. Tatilde denizdir benim gözümde. Yazın tatile denize gidilir bence. Dağa bayıra gidene şaşarım. Sevmem mi? Bayılırım ama tatil diye geçmez bana. Ben ucundan kıyısından da olsa denizi görmek arzusu duyarım nedense.

Belki de "köy" kavramına aşina olduğumdan böyleyimdir. Bunu da yeni yeni şans olarak görmeye başladım. Yoksa benim için bir cazibesi yoktu. Benim gözümde her zaman gidilebilecek bir yer. Ama baktım insanlar 3 aylığına dağa çıkıyor tatil niyetine, bu da bende şaşkınlık uyandırıyor. Düşününce anladım, benimki alışkanlık. İnsan elindekinin kıymetini bilmezmiş ya o hesap benimki. Meğer buna hasret çok insan varmış. Ben sanardım ki eskiden herkesin bir köyü var, neden olmasın ki, vardır yani. Meğer bu da bir lüksmüş. Önem vermediğimiz, değersiz gördüğümüz bir lüks.

Geçen arkadaşım söyledi. Uludağ’da günlük kiralar 7 bin 500 olmuş dedi. Az daha küçük dilimi yutuyordum. Ne dedim? Evet dedi. Sorduk sadece eve günlük bu kadar miktar istediler. Yeme içme de senden dedi.

Bunu duyunca babama dedim biz bir hazineye sahipmişiz. Meğer günlük 7 bin 500 istiyorlarmış Uludağ’da diye. Benim gibi o da duymamış tabi, bütün gün buna şaşırdı. Durup durup 7 buçuk haa diye diye gezindi.

İnsanoğlu ezelden beri böyledir ama elindekini değerli görmez önemsemez. Hele ki emek vermeden geçmiş senelerden eline hiç yüzüne bakmaz. Yabancı insanlar köyümüzden arazi alıp ev dikince bakakalıyorduk neden yani diye. Yabancı bir yerde ne işin var diye ama işte o işler öyle değilmiş. Biz emek vermeden elde ettik o yerleri ya gözümüzde yok, olmayanda gözümüz. Bir yaz deniz kenarında bir köye tatile gitmiştik. Evin sahibi demişti ki, 2 yazdır hiç denize girmedim. Neden? Bilmem canım istemedi... Uzunca bakmıştım kadının yüzüne. Bir de mis gibi bir deniz evinin dibinde. 2 adım atsa ayakları denizde... Ama gözünde kıymeti yok, neden? Çünkü, belki de emek bile vermedi o yüzden değeri olması gerektiği gibi değil. İnsanlarda da bu böyle. Üzerinde emek verdiğin değerli oluyor. Uğraşmadan elde ettiklerin gözünde olmuyor.

Bu yüzden de işte "aşk" bile dillere düştü, değersiz oldu. Çünkü kolay elde edilir oldu insanlar, emek harcamaya gerek duyulmadı.

Neyi kolay elde ettiysek üzerinde tepindik.

Klasik...

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.