İç gıcıklayıcı şeyler

Nagihan Er 01 Ağustos 2020 Cumartesi, 07:30

İçimi gıcıklayan bişiyler var. Sanki bi bit yeniği var da bu işte sonradan çıkacak foyası gibi geliyor.

Yani ne bileyim bi iyilik umamıyorum bekleyemiyorum.

Gördüğüm andan beri fit fit fitliyor beni.

Bu güne kadar hayır görmediğimiz kesimden şimdi hayır beklemek olur mu bilemedim.

Bi de düşünüyorum da ne çabuk yayıldı, sizin ne ara haberiniz oldu da koşa koşa desteğe geldiniz. Hemde bize! Bize ya bize. Koşa koşa. Garip. Enteresan. Kuşkucu.

Malum Istanbul sözleşmesi gündemde. Baya aldı başını gidiyor. Türkiye her zamanki gibi ikiye bölündü. Şaşırdık mı tabiki hayır. Alıştık artık bu manzaralara.

Aslında garip olan şu; zaten bu sözleşme 2011'den beri yürürlükte. Bu sözleşmeye göre kararlar veriliyor şuan.

Yanı yeni bir şey değil hatta baya da mazisi var. Ama nedense sanki yeniymiş gibi lanse edildi fırınladı hooopp salınıverdi ortaya. Açıkçası tam teçhizatlı bir malumatım yok. Komple açıp okumadım. Az çok bir şeyler okudum gördüm herkes gibi. Derdim bu değil. Neyin iyi neyin kötü olduğunu bilmiyorum. Zamanla anlayıp göreceğiz. Hayırlısını görelim ama inşaallah.
Sadece kafama takılan şu; bi akım başladı bu konuyla ilgili. Birbirine meydan okumalar, etiketlemeler, siyah beyaz fotoğraflar bir haftadır sosyal medya kaynıyor. Tamam iyi hoş bunda bir şey yok.

Sonra bir şey görüyorum. Hollywood yıldızları da akıma katılmaya başlamış.

İşte önemli simalar falan Demi Moor, Victoria Beckham gibi gibi. Şuan aklıma gelenler.

Aldı beni bir düşünce. Nedense ben bunların arkasında hep bir şeyler arıyorum. Yani masumane yapmıyorlar yaptıkları şeyi hep bir amaç yatıyor arkalarında. Öyle rast gele "aaa gördüm güzel hareket  destek veriyorum" gibi değil bunların olayı. Altta hep başka başka hesapları var bunların. Gizli saklı döndürüyorlar birşeyler. Bugüne kadar hep böyle oldu biz de iş işten geçince öğrendik hesaplarını ama olan da olmuştu. Şimdi de bir anda iyi niyet bekleyemiyorum . Başka bir neden yatıyor gibi geliyor. Tabiki bilemem ne olduğunu ama içimi gıcıklayan bi his var. Ve siz bir anda nasıl organize oldunuz da hep beraber sözleşmiş gibi hoopp desteğe koştunuz. Polonya da(koyu katolik) aynı sözleşmeyle devam ediyordu yoluna ve aaa ne gariptir ki " aile yapımıza ters düştüğü, okullarda cinsiyet eğitimini şart koştuğu,ebeveyn haklarını ihlal ettiği, ideolojik unsurlar barındırdığı" gerekçesiyle  Anayasa mahkemesine gönderildi. Ama kimseden tek bir ses bile çıkmadı kimsenin umrunda olmadı hatta kimse ilgilenmedi bile.

Neden, "biz de bir araştıralım hakikaten ne neymiş, bu anlaşma olduğu halde kadın cinayetlerindeki o korkunç artış neden (yüzde 400'lerde bir artıştan söz ediliyor)" dendi diye hoop bir anda ayağa kalktık.

Tamam biz kalktık, bu bizim içimizde bir şey dünya ne ara ayağa kalktı. Hollywood'a ne!

Neden Polonya da da aynı tepkiyi vermediler. Madem çok önemli bir mevzu o zaman herkes için geçerli olmak zorunda .

Neden bize özel bu enteresan ilgi...

Bakın demedi demeyin bunun altından çıkacak bi hinlikler.