Hava Durumu

Gerçek hayat ve çocuk olmak...

Yazının Giriş Tarihi: 06.06.2024 07:30
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.06.2024 19:29

Bu kadar çok çiğ süt emmiş insan neden türedi bilmiyorum. Ya da hep vardı da anca hayatın gerçekleriyle mi yüzleşiyorum ben bilmiyorum ama yeni öğrenmeye başladığım bu hayatı sevmedim. Ne güzeldi çocukken hayat oysa. Çok şey bilmek gerçekten zararmış insana.

Yetişkin olmak zormuş en başta.

Eskiden kendi babam için en önce, neden bu kadar yorgun, niye bu kadar çalışıyor, neden bu kadar katı, neden keskin kuralları var, neden bu kadar sinir, niye bu kadar kısıtlama, niye göz önünden ayırmama ısrarı, ben aksam üstü neden sokakta oynayamıyorum, neden benim babam arkadaşımda kalmama izin vermiyor, niye benim babam daha çok kızıyor, niye ben istedigim gibi gezemiyorum, niye bana güvenmiyor, ben neden evin önünden başka yerde oynayamadım hiç halbuki dört dönerdim arkadaşlarımın sokaklarında oynamak için...

Öyle çok sorularım ve kırgınlıklarım vardı ki, anlayamazdim tabi.

Şimdiyse hem anlıyor hem hak veriyor hem üzülüyor hem seviniyor hem kayırıyorum.

Çünkü artık ben geçtim onun yerine, artık ben ebeveyn oldum.

Ve anladım ki artık  güvenmediği ben değil dünya imiş.

Ve sonuna kadar haklıymış. Şimdi diyorum ki ben becerebilecek miyim onun başarabildiğini acaba...

4 çocuk büyüttüler, yetiştirdiler, hiç gözünün önünden ayırmadılar.

Sadece kız çocuklarına yapmadı bu muameleyi mesela babam, erkek çocuklarını da aynı bu şekil büyüttü.

Onlar da akşam sokakta kalamazlardı, başkasının evinde kalamazlardı, izinsiz adım atamazlardı. Ben nasıl büyüdüysem aynı derecede büyüdüler. Hiç ayrım olmadı aramızda. Onlar erkek demedi, hiç ağzından duymadım.

Buna da şaşırırdım mesela ben.

Ya derdim bizi anladım da bunlara niye bu kadar düşüyor bu adam. Erkek çocuğu ya, bir şey olmaz... Kendi aklımca öyle.

Sonra ne oldu biliyor musunuz?

Biz belirli bir yaşa geldik, yaş oldu 17 -18 hatta, daha ergenliğin başı sayılır. Ondan sonra bir saldı bizi hiçbir şeye karışmadı. Ne gel dedi ne git. Siz bilirsiniz dedi çıktı işin içinden.

Bunda da şaşkınlık içine düşmüştüm ben. Ee  noldu şimdi? Ne değişti de işler tersine döndü ki...

Meğer bizi olgunlaştırmış, bırakmış. Ben o yaşta aykırı bir iş yapmadığım da anladım. Ve kardeşlerim de aynı şekilde.

Baktım hiç ergen gibi değilim ki gayet aklı başında insan gibi hareket ediyorum. Gayet her konuda tedbirliyim.

O zamandan beri karışmaz çoğu şeye, aklınız başınızda ölçün tartın ona göre ne yaparsanız yapın dedi çıktı işin içinden.

Ve ben bu işi seneler sonra ebeveyn olunca aydım. Eskiden babamda neye kızdıysam, rahatsız olduysam şimdi dibine kadar haklı görüyorum.

Aslında en önce kendi çok zorlanmış meğer.

Hiç kolay değilmiş bu hayata insan yetiştirmek onu korumak onu hazırlamak ona iyi bir hayat sunabilmek. Ama o zor bela başardı. Ama nasıl...

Kendisine sormalı birde.

Nerden aklıma geldi kendi çocukluğum derseniz;

Hani şu sapık sucu olayı vardı...

Onun sorgu detayları yayınlanmış...

Ailelerini suçlamış ifadelerinde.

"Çocukların ailelerinin de kusur ve sorumlulukları var" demiş...

Sadece haber başlığından çocukluğuma gittim.

Ve bir kez daha babamı haklı buldum.

Ve aslında ne kadar zor bir iş başardığını anladım bir haber başlığından...

Meğer hayat öyle zor ve öyle pismiş ki...

Çiğ süt emmiş insanlarla doluymuş etrafımız.

Aslında bizi her an ayağın kayacak, ellerinden uçacak bir uçurumun kıyısında güvende olalım diye çabalamışlar.

Hayat dediğimiz şey uçurum kenarıymış.

Azıcık dalsan , birazcık salsan, az biraz yorulsan, birazcık gevşek davransan bir bakmışsın çocuğun uçurumun dibinde... 

Bir düştün mü  bir daha çıkışı öyle zor bir uçurum ki bu dünya... Meğer...

Şimdi ben bu imtihandayım. Şimdi annem babamdan azını değil fazlasını yapasım var... 

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.