En kalleşine denk geldik zamanın

Nagihan Er 24 Kasım 2021 Çarşamba, 07:30

Artık dünyanın değiştiği, değişik evrelere evrildiği gibi savaş şekilleri de evriliyor.

Eskiden yüz yüzeydi her şey, mertçeydi. Zamanla değişe değişe savaştığın düşmanı bile göremez oldun. Karşıdan karşıya oldu ne olduysa. Eskiden masum halka pek bir şey olmazdı şimdi ilk hedef onlar oluyor da devlet başları en son gider oluyor.

Zamanla buda değişti. Sanırım her şeyin hem en kolay hem en zor olduğu zaman dilimine denk geldik. İki zıt bir arada.

Şimdi eskisi gibi düşman kim dost kim bilen yok, anlayana aşk olsun.

Dost bildiklerimizden en büyük darbeyi yer olduk, düşman saydıklarımızla da aynı safta durur olduk. Siyah beyaz,iyi kötü birbirine girdi. Şimdi her şey gri ... Eğriyi doğruyu ayırt et edebilirsen.

Evet en zor şartlar dediğimiz hallerimiz bile eskiye nazaran daha makul daha katlanılabilen cinsten. En azından aç ve açıkta kalmayıp da ağaç kabuklarından ayakkabı artıklarından yemekler yapmıyoruz. Ağaç kavuklarını öğütüp de un yapmıyoruz. Bunları diyorum ama şimdiki halimizin de küçümsenecek zorlukları yok. İşte her devrin ayrı ayrı dertleri varmış. O zaman açlık yokluk sefalet, şimdi ise varlık içinde sefalet...

İnan olsun nasıl oluyor aklım almıyor. En zoru bence varlık içinde yokluk çekmekmiş. Bilmiyoruz tabiki eski zorlukları yaşamadık ama bu zamanın çilesi de bir başka yakıyor insanın canını.

Var ama yiyemiyorsun, senin ama dokunamıyorsun, alın terinle kazandın ama izinsiz elini dahi süremiyorsun...

Uzuyor gidiyor bu liste. Şuan ki halimizin kısa bir özeti bunlar.

Bak adamın canı sıkıldı diye bir gecede ne gecesi artık gece mi kaldı bir dakika da seni yerden yere vuruyor. Nasıl? Bir tıkla...

Kılını dahi kıpırdatmıyor. Bir çaba dahi göstermiyor, uğraşmıyor, kafa patlatmıyor çocuk oyuncağı haline getirdiler insan hayatını.

Dalga geçer gibi bir aşağı bir yukarı sürüklüyorlar insanlığı.

Bir tıkla koskoca ülkeyi sırf canı istedi diye, istediği şekilde davranılmıyor diye, boyun eğmiyor, hakkını savunmaya çalışıyor, mazlumun yanında oluyor,sesi çok çıkıyor diye saniyeler içinde krize sokuyor.

Bu da işte savaşın en kalleşcesi...

Bu devrin en zilleti...

İnsan hayatının en değersiz olduğu zaman dilimi...

Savaştayız ama düşman yok karşıda gardını alamıyorsun. Nereyi koruyalım nerden hamle yapalım nasıl savunalım kendimizi, bilemiyorsun. Adam gibi karşına çıkan yok. Mertçe duran yok ama ayakların altındaki toprak kimler tarafından kazıldığı belli olmayan tuzaklarla dolu. Nereye bassan mayın tarlası. Sen deli divane gibi dolan dur nafile.

Savaşta mıyız değil miyiz onu bile idrak edemiyoruz daha. Ama işte kahpeliğin en şiddetlisiyle karşı karşıyayız.

Sadece bir sözle o gece daha da batırdılar güzelim memleketimi. Konuşmasak sıkıntı yok, anında düzelir her şey bir anda refaha kavuşuruz. Ah bir sussak...

Herkes gibi bir kapasak gözlerimizi, dilimizi ısırsak, sağır olsak mesela her şeye var yaa...

Hani saniyesinde batırdıkları gibi çıkarmasını da bilirler. Ama karşılığı var yani her şeyin. Uslu duracaksın... Köpek olacaksın... Olduğun yerden kıpırdamayacaksın... Ensene vurup ekmeğini alacaklar ses etmeyeceksin...

Senin memleketinde senden çok söz sahibi olacaklar kaş çatmayacaksın...

Oluruz o zaman bir Suudi Arabistan, bir Dubai... Harcayacak yer bulamayız da paraları, altınları arabalar kaplatırız can sıkıntısına. Yeter ki sus sen, sesin çıkmasın, verileni ye sus. Bütün mesele bu...