Dünya bu

Nagihan Er 12 Haziran 2021 Cumartesi, 06:30

Herkesin farklı farklı imtihanı var. Türlü türlü dertler var. Karşıdan bakınca kusursuz görünen ne varsa yaklaşınca işin aslının öyle olmadığını hemen anlıyorsun.

İnsan büyüdükçe dertlerde büyüyor veya o dertler hep vardı da çocuk aklı işte o kadarını anlayamıyormuşuz herhalde.

Aslında ne korunaklı şeymiş çocuk olmak. Değeri bir türlü anlaşılmayan yegane şey.

Anca elimizden kayıp gidince kıymete biniyor her şey gibi. Ama onu bir daha elde etmek imkansız. Yaşarken de anlamıyoruz maalesef. Küçükken büyümeye, büyüyünce de küçülmeye çalışıyoruz. Sonu olmayan bir kısır döngüdür bu.

İşte insanoğlu neye sahip değilse onu arzuluyor.

Halbuki bilmeyiz ki mutluluk şimdiki zamandadır. Elimizdedir, bu gündedir ama anlamayız bir türlü. Hep ileride gelecek günlerde ya da geride geçmiş günlerde ararız mutluluğu. Olmayacak şekilde ve olmayacak zamanı arzularız. İşte o beklediğimiz anlar gelmeyince de bizden mutsuzu perişanı olmaz.

Çevreme bakıyorum da hepimiz bu haldeyiz. Olduğumuz halimize şükreden yok. Hepimizin gözü yükseklerde. Halbuki ne çok şükredecek nimetimiz var.

İşte insan yine anlamıyor da dört dörtlük gördüklerimizin de aslında öyle olmadığını karşıdan her şeyin hoş gözüktüğünü ama bunun birer göz yanılgısı olduğunu gördüğümüzde dank ediyor.

Çünkü dertsiz insan yok imtihansız bir ömür yok dört dörtlük bir hayat hiç yok.

En dört dörtlük dediğimizin bile uğraşmak zorunda olduğu dertleri imtihanları var.

Dünyanın olayı bu zaten, burada olmamızın amacı bu. Bize buralarda rahat yüzü yok.

Sefası da fani cefası da demişler.

Bunu unutmasak keşke de ona göre yaşayabilsek ama...