Z kuşağı

Murat Düzgün 17 Haziran 2021 Perşembe, 06:30

Televizyonda, sosyal medyada, siyasilerin söylevlerinde sıkça karşılaştığımız Z kuşağı kavramı nedir? Toplumun hangi skalasını oluşturur? Alışkanlıkları, beklentileri, endişeleri, yaşama bakış açıları nelerdir? Bu konuya büyüteç tutup analiz edelim.

Bu konuda görüş farkı olsa da çoğunluk 90'lı yılların ortalarından, 2000'li yılların ilk 10 yılını geçmeyen doğumluları Z kuşağı olarak tanımlıyor.

Yaşama ilk adım atış dönemlerini dikkate alırsak; dünya teknolojinin hızlı gelişimi, bilgiye anında ulaşma, hızlı hareket etme, çabuk karar verme, tüketim konusunda tek tipleşme gibi konularda bir evrilme içindeydi.

Tam bu sürecin kucağına doğan bu yaş grubu, önceki nesillere göre dünyadan daha çabuk haberdar olmaya, teknolojinin içine hapsolmaya, yalnızlaşmaya, tüketim alışkanlıklarını farklı coğrafya ve farklı kültürdeki akranlarınınkine göre şekillendirmeye, gördüğüne çabuk ulaşma arzusuna mahkum edilmiş bir şekilde büyüdüler veya büyüyorlar.

Teknolojiyi kullanma alışkanlıkları ve becerileri önceki kuşaklardan daha fazla olduğundan, hızlı edindikleri bilgilerin fazlalığından kendilerini daha akıllı ve yaşamdan daha fazla pay alma konusunda haklı görüyorlar.

Bakalım öyle mi!

Önceki kuşaklara göre bilgiye dijital platformlardan ulaştıkları için kalıcı bilgiye sahip değiller. Kaldı ki; başkalarının bilgisiyle ancak bilgili olursunuz, bu akıllı olmak anlamına gelmez (Montaigne).

Evet analitik düşünüyorlar. Ama bu bireysellikten öteye gitmiyor. Yani topluma bir katkıları yok.

Gelelim asıl meseleye!

Yukarıda adı geçen gruplar tarafından pohpohlanıp şımartılan bu kitlenin hangi pozitif yansımasına şahit olduk.

 Hiç!!!

Adı geçen zevatın doğa duyarlılığı ile kitleler halinde çevre temizliği yaptıklarına, büyük gruplar halinde yardım kuruluşlarında aktivist olarak yer aldıklarına, ülkeleri ve Dünya için daha iyi şeyler için örgütlediklerine şahit olduk mu?

Hayırdır!

Bu nesil kendi yaş ortalamalarını baz alırsak, Türkiye'de kitap okuma alışkanlıklarını önceki nesillere göre beşe mi katladı?

Matematikte Türkiye ortalamasını üç katına mı çıkardı?

Teknolojide, edebiyatta, kültür ve sanatta bizi zirveye taşıyacak atılımların startını mı verdi de çok özel bir nesil oldu?

Bütün varoluşlarını tüketmek ve tükettikçe mutlu olmak üzerine bina eden bu kuşağın öncekilerle kıyaslanması için, onlardan çok daha verimli bir yaşam sürdürmeleri gerekir.

Bunu da içlerinden bir Halil İnalcık, bir Aziz Sancar, bir Okay Sinanoğlu,bir Neşat Ertaş bir İlber Ortaylı, bir Vecihi Hürkuş,bir Ömer Halisdemir çıktığında ve başarıları nicel ve nitel anlamda öncekileri geçtiğinde anlarız.

Babasının aracının fiyatı, markası ve beygirinden başka emisyon değerleriyle ilgilenmeyen; alacakları elektrikli eşyanın şıklığı ve sağlamlığından önce enerji tüketimini öncelemeyen; denizleri yüzmek ve eğlence alanı görmekten ziyade insanlığın yaşam kaynağı olduğunu içselleştirmeyen; yemek yemenin bir seramoniden ziyade bir beslenme aktivitesi olduğunun farkındalığında olmayıp başka coğrafyalarda ona muhtaç çocukların besinlerini dolu tabaklarla hava olsun diye çöpe atarak israf eden, düzenledikleri eğlence festivallerinden sonra o alanda doğaya can çekiştiren bu neslin henüz pozitif bir yansıması yoktur.

O kuşağa buradan mesajım dünya için, insanlık için, doğa için, ülkeniz ve bölgeniz için en son da kendiniz için iyi,güzel, ahlaklı, erdemli şeyler yapın. Sizden önceki nesiller sizi baş tacı etmeye ve ayakta alkışlamaya hazırdır.

Ama üzgünüm bu halinizle değil.