Yuh! yuh! yuh!

Murat Düzgün 07 Ocak 2021 Perşembe, 07:30

Yeni yılda ülke gündemini oluşturan siyasi vakaların en başında Boğaziçi Üniversitesine yeni rektör atanmasının oluşturduğu tepki geliyor.

 Yeni Rektör Bulu'nun atanmasına karşı çıkan; üniversite öğrencileri ve rektörlük devir teslim töreninde üniversiteye sırtını dönerek protesto eden akademik kadro ile birlikte bu zihniyetin kalemli silahşörlüğünü yapan gazeteci kırıntılarının tavrı bize bir şeyler söylüyor !.
Bu tavırlardan anladığım şudur: "Bu ülkenin bazı kurumları bizim ideolojik bileşenlerimiz tarafından işgal edilip ele geçirilmiştir!"

"Bu düzenimizi bozacak olursanız etrafı yakar yıkarız!"

"Terörist ve terör sevicilerini de saflarımıza katarak siyasi perspektifimizin dışında kalan tüm unsurlara yükselerek baskı altına alıp, eğitim siyasallaşıyor algısı oluşturarak bu kurumlardaki dokunulmazlığımızı devam ettiririz !.."

Bu cenahın tutum ve emellerine söz söylemeden önce Rektör Bulu'nun bu rektörlüğe liyakati var mıdır? Yok mudur? Bunu inceleyelim:
Rektör Bulu lisans eğitimini Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde, yüksek lisans ve doktorasını ise Boğaziçi Üniversitesi'nde tamamlayarak yarı zamanlı akademisyenlik yapmıştır. Ülkenin gözbebeği,  savunma sanayi kuruluşları olan Tusaş ve Nurol Makine gibi firmalarda Atak ve F16'ların stratejik projelerinde görev almıştır.

Şimdi!..

Yaygara koparan cenah sanki Anadolu'nun ücra köşesinde öğretmenlik yapan, başarı hikayesinin satırları bomboş, liyakatsiz birini Sayın Cumhurbaşkanı, rektör atamış gibi feryat figan ediyor.
  Yuh! Yuh! Yuh!
 Bir akademisyenin eğitimini alıp görev yaptığı üniversiteye rektör atanmasına karşı gelmek, bilimi ve eğitimi  öncelemeyen, kendi dünya görüşünü üniversitelere hakim kılmaya çalışan, varlığı karanlık odaların bekçiliğinden ibaret olan, faşizan psikolojinin somut tezahürüdür.

 Hep beraber yaşanan süreçleri takip ederek Sayın Bulu'nun bilim adına üniversiteye  ne gibi katkılar sunacağını göreceğiz.

 Yaşanacak pozitif gelişmelere şimdiden gözlerini kapatıp, kulaklarını tıkayacak olan beton kafalılara sözüm:
 Bu ülke ve kurumları sizin babanızdan size miras değildir! Yetkinliği, liyakati yeterli olan ve hak eden herkes bu kurumlarda hak ettiği mevkide görev alabilir. Sizin kudurma sebebiniz başarılı bir akademisyen olsa bile neden sizin görüşünüze uygun olmayan birinin bu değerli kuruma yönetici olduğudur.
Bu görüşünüze söyleyeceğim son söz:

 Yuh! Yuh! Yuh !
   Yüz kere yuh! Bin kere yuh!