Olasılık

Murat Düzgün 19 Kasım 2020 Perşembe, 06:30

Çok iddialı bir söylevle bu haftaki yazıma başlamak istiyorum. Hatta bu söylev bana göre olması kaçınılmaz sonuçların önceden dillendirilmesi yani bana göre o kadar da ütopik değil. Oysa aşağıda kaleme alacağımız bölümler okuyuculara çok iddialı gelebilir. Hatta beni rüya aleminin senaristi ve aktörü olarak konumlandırmanız kuvvetle muhtemeldir.

Dünyanın kıt kaynaklarının ekonomik ve askeri olarak başat güçler tarafından sömürülmesiyle ortaya çıkan adaletsiz durum, yapılan iki büyük dünya savaşı neticesinde suni sınırlarla sömürü için oluşturulmuş suni devletçikler, bu adaletsiz yapının zeytin dalıyla oluşturulmuş taçlı halidir. Kaldı ki nüfus ve on yıllar boyunca saldırgan hamleleriyle adaletsizce sahip olduğu toprak parçası arasındaki orantısızlık bazı devletlerce hala devam ettirilmektedir. Yukarıdaki durumun somut karşılığı olarak şu anki konjonktür Rusya'yı suçlamaların hedefindeki dominant güçler sıralamasında başa güreştiriyor.

Bir yanda statik olarak konumlarını koruyan haksızlığın mimarları, diğer yanda ise ata yadigarı toprakları Rusya, Irak ve Yunanistan başta olmak üzere farklı ülkelerce işgal edilmiş Türkiye ve Türkiye'nin çabalarıyla seslerini batının sömürücü vampirlerine karşı yükseltmeye başlayan Afrika ve Kafkasya var.

Ekonomi ve savunma sanayinde dışa bağımlılığı minimize etmek için kendine yeni yol haritası çizen Türkiye, hedef çıtasını piramidin en üstüne yerleştirmek durumundadır. Bu bir maceraperest haleti ruhiyenin somut yansıması değil! Konjonktürel gerçeklerin orya çıkardığı jeo-politik durumun reel politik yansımasıdır.

Zaten kendini son 250 yıldır sömürülen ve haksızlığa uğrayan taraf olarak gören Türkiye ehil ellerde yükselttiği güvenlik duvarlarını uluslararası yeni paradigmalara angaje etme durumunda zorunluluğa itilmektedir. Kendimce bu durumu vaka-i hayriye olarak yorumlamaktayım.

Enerji ve savunma sanayi başta olmak üzere yukarı doğru dikeylemesine ivme kazanarak devinim halinde olan Türkiye, yüz yıllardır uğradığı haksızlıkların ve hinderlandında olan mazlum coğrafyaların tozlu raflardaki dosyalarını eninde sonunda indirecektir.

Bölgede yaptığı her hamlede karşısında Rusya'yı bulan Türkiye artık dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olma ülküsünü en gelişmiş iki ülkeden biri olarak formatlayıp güncellemek zorundadır. Çünkü başat iki güçten en az biriyle baş edebilmek için en az onun kadar güçlü olmak zorundadır.

Bunu idrak edecek devlet aklı ve liyakatlı Türk devlet yöneticilerinin felsefik kodlarına kültürü vasıtasıyla nakşedilmiştir. Son 18 yıllık Türkiye'deki cesur ve kararlı yönetimin yukarıda saydığımız hedefleri dünyayı üçüncü bir savaşın eşiğine getirmesi kuvvetle muhtemeldir.

Olasılığı yüksektir ki, oluşacak yeni bir cihan harbi sonrasında güçler dengesi ve sıralaması Türkiye ekseninde yeniden şekillenecektir.