Doğru zamanda doğru işler

Murat Düzgün 15 Ekim 2020 Perşembe, 07:30

Siyasi iktidarın 2002'de yapılan genel seçimlerle köklü bir şekilde el değiştirmesiyle Türkiye benim de çok sorguladığım bir döneme girmiş oldu.

O sürecin ilk başlangıç yıllarında Avrupa Birliği' ne uyum yasaları dahilinde yapılan anayasal ve kanuni düzenlemeler, Türkiye ekonomisini başat ekonomilerin pazarı haline getirecek uluslararası ticari antlaşmalar, Ermenistan ve İsrail ile aşırı yakınlaşma hamleleri, ABD'ne adeta siyasi ve ekonomik yönden angaje olmak açıkçası Sayın Erdoğan'ın dünya görüşü, Büyük Türkiye emel ve hayaliyle örtüşmeyen menfi görünümlü dönemsel parametrelerdi.

Aslında bu gün anakronizm yapmadan o süreci tarihsel skalanın kendi diliminde değerlendirirken o gün yanlış görünen bir çok şeyin bugünlere gelmede ne kadar doğru hamleler olduğunu görüyoruz.

Ülke yönetimi halk tarafından kendine teslim edildiği ilk yıllarda yurt dahilinde asker, yargı, bürokrasi ve sermayenin oluşturduğu vesayet tarafından istenmediği halde uluslararası arenada bugünkü gibi başa güreşmeye kalksaydı zaten içeride zayıf olan milli cephe kendisinin yok edilişine direnemezdi. Dolayısıyla Türkiye'nin önü bir yüzyıl daha kesilmiş olacaktı.

Ancak Erdoğan yol haritasını öylesine dahiyane hazırlamıştı ki, içerdeki karşıtları ucuz bentlerle engel olmaktan öteye gidemediler. Çünkü Erdoğan'ın görünümü Batı'yı rahatsız etmiyordu. Dolayısıyla içerdeki tuzakçılar ciddi bir dış destek bulamadılar.

Türkiye'yi kendi hinterlandı ve hegamonyası altında gören batılı egoistlerin kendilerine gelip Erdoğan'ı fark etmeleri ancak 14 yıl sonra olacaktı.

Savunma sanayisinin temellerini bu şirin göründüğü yıllarda atmış olan derin siyasi iradenin sahibi aynı döneme paralel Türkiye'yi ayakta tutacak sacayaklarının yerleşeceği coğrafyaları da belirlemiş durumdaydı.

Yıllardır susturulan, sindirilen itiraz etme yetisini kaybetmiş, mütedeyyin ve muhafazakar vatansever cenahın üzerindeki ölü toprağını 15 Temmuz direnişiyle attıktan sonra artık Türkiye eski Türkiye olmayacaktı.

Yeni baş kaldırşla öyle bir hale gelindi ki bize biraz kızdığında hemen ABD'nin kapısını çaldığımız Rusya'nın hegemonik alanı olan Suriye'de kendi güvenliğimiz için parsel çevirdik.

Doksanlı yılların başında Azerbaycan ve Ermeni savaşında 5 helikopteri korkudan Azerbaycan'a veremezken bugün bütün Batı'nın ve Rusya'nın desteğini arkasına alan Ermenilerle savaşan Azerbaycan'ı hem askeri hem siyasi yönden desteklediğimizi dünyaya ilan ettik.

Bunların üstüne Akdeniz'de bütün sömürgeci zihniyete karşı söz sahibiyiz.

İnsan kendi kendine nereden nereye diye düşünürken doğru zamanda yapılan doğru hamlelerle, o günlerden bu günlere, demekten kendini alamıyor.

Galiba Sayın Erdoğan'ı siyasi bir figürden öteye taşıyıp çok yönlü lider yapan da bu siyasi dehası ve kararlılığı.