Zor zamanları omuzlamak

Hüseyin Eren 23 Kasım 2021 Salı, 06:30

Ve son sözü hep alınyazısı söyler" dedi ve gitti Sezai Karakoç. Mono Rosa sustu; Zaten suskun konuşurdu Karakoç.

Suskunluğu çığlıktı çağlayana dönüştü; Mehmet Akif gibi, Yunus Emre gibi, Mevlana gibi. Nesiller boyu yürek yataklarında akacak çağlayan yeni bir evreye girdi; artık söyledikleri, yaşadıklarıyla anılacak ve bir şekilde yaşamaya devam edecek.

Umut ekip gitti Karakoç;

"Umutsuzluk yok! Gün gelir. Gül de açar. Bülbül de öter"

İrfan geleneğinin son temsilcilerinden biriydi; ekranlarda boy göstermez, verilen ödülleri kabul etmez, adına düzenlere toplantılara gitmezdi.

Kaç kişi var böyle?

Bu akış bu gelenek var oldukça var olacağız. Bizim birlik ve dirlik dinamiklerimiz bunlar ve yaşamak istiyorsak bunu yeni nesillere aşılamalıyız.

"Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır? Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır. Aşk cellâdından ne çıkar? Mademki yar vardır. Yoktan da vardan da öte bir yar vardır."

Medeniyet imbiklerinden süzülmüş bir söz yine ona ait.

Sezai beyi okumak onun ruh deryasını girmek; bu ülkeye, medeniyet ufkumuza ruh üfleyişini tanıklık etmek; yaşadığımız bu günlerde ne de çok ihtiyacımız var buna. Savruluşumuzu başka nasıl dindirir, yuvarlanışımızı başka nasıl durdura biliriz?

Hayatı ve ölümü unuttuk; Siyahın beyaz, beyazın siyah dendiği demlerdeyiz...

"Hayat dediğimiz ölüm, ölüm dediğimiz gerçek hayat"

Ters köşe yıkılışlardan dirilişi dillendirdi, muştuyu ekti yüreklere...

Şimdi ona vefa günü; onu okumak, anlamak, anlamını hayata katmak ve önemli yerlere adını vermek! Bir Üniversiteye adı verilebilir mesela... Bunun emsal büyük kültür yapılarına, çok sayıda okula, kütüphaneye vs...

Adı yaşamalı, adıyla beraber mefkûresi de yaşamalı.

Ve gelenek yenilerek bir şekilde devam etmeli... Düştüğümüz medeniyet krizinden çıkmanın başka bir yolu var mı?

Zira yeni Sezai Karakoç'lar omuzlayacak bu zor zamanları vesselam.