Zıtlıklarla yürümek

Hüseyin Eren 14 Eylül 2021 Salı, 06:30

Uç bakışla keskin ve kırıcı hüküm vermek; hakikat ile hakikatin renklerini karıştırmaktan olsa gerek. Güneş tektir ama kaç renge bürünerek görünür; renk tonlarına göre bakılırsa sonsuza uzanan ışık akışı müşahede edilir.

Hüküm vermenin zorluğu bunda olsa gerek. Göz, görüş açısı farklılığı aynı şey hakkında farklı hüküm verdirmesi hakikati değiştirmez; hadiseyi başkalaştırmaz, kişiyi başka hale sokmaz.

İnsanlar adedince dünya tasavvuru, hayat anlayışı ve yorumu bir vakıa, bazen bunların çarpışması da bir vakıa. Süre gelen insanlık serüveni bunun vakalarıyla dolu; bugün yaşananlar bunun dışında değil, yarın da olmayacak!

Tek renkte ısrar kırıcı olur; benim rengim bu, ben bu rengi seviyorum demekte beis yok hatta çeşitliliği çoğaltır.  Kritik hadiseleri, kritik kişileri kritikleştirirken renk çeşitliliğiyle bakmak adalete daha yakın bir duruş sergiletir, aksi ise adaleti ve kişiyi yere serer! Gürültü ve kabalık artar böylesi ortamlarda.

Nefsi ve hissi tartışmalar zulüm ateşine yakın kılar. Ateş söndürülemiyorsa oradan uzaklaşmaktan başka çare yoktur.

Ne ki çok zaman kaçmak mümkün olmuyor mevzuyu değiştirmek de öyle.

Ferdi kendi rengiyle kabul etmek, tavırlarını ona göre ayarlamak, fikirlerini ona sergilemek; karşılıklı istifadeyi kolaylaştırır, yoldaş kılar, yarenlikte yürütür.

Zıtların cevalangahı diye bir şey var. Zaten âlem zıtlıklar üzere durmuyor mu?

Alile içinden tutun arkadaş gruplarında, dostlar meclisinde, toplum, ülke, dünya genelinde bu zıtlıklar iyi bakılırsa bal arısı gibi her çiçekten, her renkten istifade edilir, hakikat yolunda daha hızlı yol alınır vesselam.