Zil çaldığında...

Hüseyin Eren 24 Nisan 2018 Salı, 10:03

Kışın sıcak geçmesi yazın sıcak olacağına işaret mi ki? Mevsimler hallerimize, hallerimiz mevsimlere mi benziyor? Ne neden etkili ve birbirine bağlı değil ki?

Hadiselerin seyri ve birbirine takip eden akışı; mevsimsel döngü, anlık değişimden ayrı ve bağımsız değil.

Sıcak yaz sıcak seçim; Türkiye Cumhuriyeti, başkanını seçecek. Sormalı 50 den önceki sistem Başkanlık değil mi idi? Tek parti tek başkan; adı Cumhuriyet, uygulama Başkanlık!

60, 70, 80, 28 Şubat ve son 15 Temmuz ihtilalleri; neyin sancısı ve sıcaklığında oluştu ve neye netice verdi? Gelinen nokta ne? Millet nereye gitti onlar nereye gitti? Son noktayı kim koydu?

50 öncesi nasıl bir kavurucu sıcaklık yaşandığı hala taptaze. Anadolu sinesi ne kışlar geçirdi, onları yaşayanlar aramızda. Kaç film, kaç roman olur bundan?

Nerede durulacak da oradan adaletli bir hüküm verilecek? 15 Temmuz unutulur bir gece değil. Ne dramlar yaşadık son iki yüzyıl; sanki onlar hiç yaşanmamış gibi pembe diziler ekranlarda boy gösteriyor!

Siyaset olduğu kadar sanat da düşünce de kendi mihverini ve merkezini arıyor. Nereye tutsak kopuyor olması, kendi medeniyet tarlamızın istila edilmesinden değil de nedendir?

Düşmanının adetlerini benimsemek ve onları uygulamada yarışırcasına çabalamak; içten kuşatılmışlık değil mi?

Eğri ne doğru ne; birbirine girmiş, çöz çözebilirsen, ayıkla ayıklayabilirsen!

Hala ideolojik kalıntıları atabilmiş değiliz. Kaç kış geçti, kaç yaz eskidi; Rusya değişti, Çin değişti; bir baktık Temmuz sıcağında tanklar yine millete yürüyor; demek biz değişmemişiz! İsim değişmiş, elbise değişmiş; hamam ve tas aynı!

Millet, başkanını seçecek, dertler bitecek mi? Siyasetin ön açıcılığında eğitim, sanat, edebiyat, düşünce aynı hızla ilerlemiyor; sıkıntı derinlerde, fosiller kökleri kaplamış!

Yeni sistem, yeni başkan; evet bu yaz sıcak geçecek. Ülkemiz için olduğu gibi Ortadoğu için, dünya için de öyle. 'Hangi yaz sıcak geçmiyor ki?' derseniz haklısınız.

Dünya işte dönüp duruyor; kâh o mevsime, kâh bu mevsime uğruyor. İnsan da uyumuyor bazen gece de, bazen gündüz de; güldüğü az, ağladığı çok oluyor.

Dünya devleti, dünya başkanı olur mu ki?

Herkes kendi dünyasının başkanı değil mi? Her anda seçim içinde; iyilik ve kötülüğün gergefinde mevsim mevsim "an"da akıyor. Sonuç? Zil çaldığında ona gösterilecek.