Yaşlanmayan gençlik

Hüseyin Eren 07 Temmuz 2020 Salı, 07:30

Gençlik geçilesi mevsim, bahar bırakılası hayat değil. Gençliğin baharında, baharın gençliğinde meyve yüklü ağaçlar, eser yüklü ömürler devşirilir.

Asi rüzgârlar, gönül gürültüleri, ani yağmurlar, bulutların aceleciliği, hızlı değişim, bahar belirtileri, gençlik habercisi...

Sakin, sükûn akmaz gencin kanı; delicesine akar, ırmakçasına kıvrılır, çağlayancasına coşar. Yüreği kıpır kıpırdır, zihni zikzaklar çizer, dimağı dalgalı deniz gibi, fikirleri dik dağlara tırmanır misali arzuları kararsız rüzgâr gibi eser.

Anlamak, anlamlandırmak zordur onu; kalıba koymak, istenilen şekle sokmak itaat üzere tutmak güçtür. Eldeki hamur değildir artık; yola yöne sığmayan mecrasını arayan içinde derya barındıran damladır.

Düştüğü yeri yakan ateş değil aktığı yeri sürükleyen, kuru topraktan bahar sükûn ettiren sudur. Suskun değildir, sakin duramaz yerinde; yayından kopmak isteyen yay gibi gergin, yağmak isteyen gök gibi gerilimdedir. Hedefine saplamak toprağa düşürmektir derdi.

Acabalar, endişeler, tereddütle, olur mu ki ler yoktur defterinde; yoksa o defter onca şeyle nasıl doldurulur.

Yarındır gençlik. Geleceğin nasıl şekilleneceği yakın zamanda neler olacağı gençlerin zihninde çizilir, gönlünde dizayn edilir. Yaz,baharda yazılır;meyveler tomurcuktan doğar.

Doğan güneş heyecan verici, hayrete düşürücüdür onlar için. Bazen şimşek gibi çakarlar bazen ay gibi suskunlaşırlar. Sükûn etmek isterler her daim çığmak yükselmek dilerler sürekli acelecilikleri tezatlıklarındandır, tezatlıklar ve çelişkilerdir onların arayışlarını besleyen.

Şüpheleri imanlarını ziyadeleştirir. Çoğu zaman yarın kadar belirsiz, az zaman dün gibi dururlar. Bu gün ondan yerlerinde duramazlar.

Düş ülkesinin kutlu prensini saklarlar kalplerinde zihin labirentlerinde dolaştırırlar prensleri. Masal değil öykü gönüllüdürler; hepsi ayrı bir hikâyenin peşinden koşturur. Roman kahramanları onlar için gerçekten daha gerçektir.

Depresif hallerini sanallığa atarlar; Facebook'lar, Twitter'lar kartondan kocaman gemilerdir onlar için. Şuur altlarını sanallıkta gün yüzüne çıkartırlar.

Günün gençliğini, gencin gününü anlamak kolaydır bu yüzden.

Yüzlerinden yüreklerini okumak, göğün güzelliğini ve gerginliğini görmek kadar coşku verici, bahar kadar hayat bahşedicidir.

Gençlik; bedensel değil; zihinsel ve ruhsaldır. Yaşımız ne olursa olsun hepimiz biraz çocuk, biraz gencizdir. Fikirlerini tazeleyen, bakışlarını baharlaştıran, dimağını gök gibi değişken kılan her daim gençtir. Böyle gençleri yaş, yaşlandırmaz.

Yaşı ilerlesede yaşlanmayan gençlerden olmak duasıyla...