Taşlarına aşina olmak

Hüseyin Eren 16 Temmuz 2019 Salı, 07:30

Bu ara ne okuyorsun diye soran olursa "Taha Kılınç'ın, Seyrüsefer'i" derim.  En çok neyini sevdiniz derseniz "üslup" ve "duruşu" cevabını veririm.

Yalın ifadeler, akıcı üslup, anlaşılır anlatım, inanmaya zorlamadan kararı okucuya bırakmak; yazarın cezp edici yönü.

10 ülke gezisini anlatıyor Aşina Yayınevinden çıkan kitabıyla; Fas'tan Güney Afrika'ya, Japonya'dan Lübnan'a, Makedonya'dan Filistin'e gezdiriyor okuyucuyu; Şehir özellikleri, tarih dokusu, günümüzdeki durumu, yemekleri... Kısa anekdotlarla satırlardan zihinlere akıtıyor.

Gitmek isteyenlere rehberlik yaptığı gibi gidemeyenleri bir nevi gezdiriyor Taha Bey. Okuma ve yazma alanı "Ortadoğu ve İslam coğrafyası" olan yazarı okurken hadiselerin farklı boyutlarını görüyor, kuru hamasetin çözüm olmadığını fark ediyor, gerçekçi ve kuşatıcı bakış kazanmamız gerektiğini düşünüyorsunuz.

Toplum önünde olanların böylesi bir yaklaşıma sahip olduğunu ve onları takip edenlerin de aynı şekilde davrandığını düşünün; çok şeyin kısa zamanda değiştiği görülecektir.

İyi okumak, iyi düşünmek; bizde az olan iyilik. Ondan iyi olmayanların dolduruşuna çabuk geliyor, sonrasında çok kül yutuyor, farkında olmadan komplo teorilerinin bir parçası oluyoruz maalesef. 

Gerilimden beslenen, kaostan geçinenler sevmez bu hal ü ahvali. Dünya ölçeğinde düşünürsek nasıl silah satar kötü insanlar!

Kitaba dönersek, okumak, düşünmek ve bu manada gezmek... "İnsanoğlunun dünya macerasını sağlam ve sahih bir temele oturtmak için" evet gezmeli insan.

"Bence her Müslüman, Allah'ın kendisine bahşettiği imkânlar çerçevesinde, yakın ya da uzak coğrafyayı gezmek, dolaşmak ve keşfetmek zorunda" kitaptan bir kaç satır.

Yaşadığımız Bursa öncelikle bu manada gezilmeyi bekliyor, taşlarına aşina olmadığımız şehir gezilmemiş, görülmemiş, yaşanmamış şehirdir.

"Taşlarına aşina olmak" Aşina Yayınevinin "Seyrüsefer" kitabı okunduğunda anlaşılacak bir tanım.

İyi okumalar, iyi düşünmeler, iyi gezmeler...