Tanpınar'la Yürümek

Hüseyin Eren 02 Ocak 2018 Salı, 09:10

Rasim Özdenören'in "Hayat ve Edebiyat" ını bitirmeden, kendimi Tanpınar'ın "Yaşadığım Gibi" 'nin satırları arasında buldum. Bir büyüğümün ikindi sonrasi "Musiki Hulyalari" bölümünü şiirane okuyuşu etkin oldu bunda.

Emirhan'da bir kitapçı önünde gerçekleşen bu okuma buluşması yeni davetiyeler çıkardı bende; şehir üstüne, Bursa üstüne, insan, tarih ve hakikat üstüne.

İçindekiler bölümünde Bursa'yı görünce oradan başladım. Malazgirt'le başlayan fetih yolculuğu İstanbul'un fethiyle taçlanmiştı; Bursa bu yolculukta vatan parçasını vatan yapmıştı.

"On beş ve on altıncı yüzyıllarda boyunca Bursa, hatta İstanbul' un karşısında bile bir manevi saltanattir. Ancak üftade'nin müridi Aziz Mahmut Hudai"nin İstanbul'a gelişiyle ikilik ortadan kalkar" diyen Tanpınar başka satirlarda soruyor;

"Neyiz? Nereye gidiyoruz? İşte hergün içimizde kilitlenen sual."

Bursa nereye gidiyor? Tarih ne yönden akiyor, tabiat ne yöne kayıyor, insan ne yöne bakıyor?

"Ben ki Bursa'yı o kadar severim, san'atınım ve iç hayatımın bütün bir tarafını bu şehre borçluyum."

O yıllardaki yakınma ile bugünkü aynıdır. Tanpınar'ın "Yaşadığım Gibi" de yazdıklarını biz bugün değişik şekilde yine yaşıyoruz; "Yazık ki yeni tesislerin çoğu için, belki kolaylığı yüzünden, ovayı seçtik, başı boş bırakılan yerleşmeler, acele iskanlar, küçük teşebbüsler hep ovaya doğru genişledi, aktı"

Ahmet Hamdi Bey bu satırları 1958 de yazmış, 2017'nin Bursa'sini görseydi ne yazardı acaba veya bir şey yazar mıydı?

Emirhan'da başlayan "Yaşadığım Gibi" okumaları şehrin sokaklarında, caddelerinde, hanlarında, camilerinde okuma, bende çok öncede başlamıştı. Bir sanatçının sadrından ve satırlarindan onu okumak; bir başka güzellik ve derinlik.

Şimdi Tanpınar'la yürüyorum; belki beş şehri gezdirir de altıncı şehri, rüya ve hülya aleminde birlikte kurar, Ahmet Haşim'e komşu oluruz!