Sükûn hız

Hüseyin Eren 16 Ekim 2018 Salı, 07:30

Seyahat biraz bilinmeze açılmaktır; ani ve plansız olanı daha bir gizem ve keşif içerir. Meçhulün cazibesi sürükler; yeniye, yenileşmeye, heyecana, coşkunluğa... 

Başka şehirde kaybolurken içinin şehrinde yürümektir seyahat. Yalnız yürümek bir güzel, dostlarla yürümek bir başka güzeldir gurbet diyarda. Gurbet naifliği, hüzün giriftliği keşif rüzgârlarının estiği demdir. 

Yorgunluk yolcunun yarenidir, uykusuzluk da arkadaşı. Onlarsız neyin tadını çıkar bilinmez mekânlarda. Değilse de otur oturduğun yerde; aynı yollar, aynı yüzlerde git gel sabah akşam. 

Günler kovalasın dursun aynılığın girdabında. Yaşanan biraz mahpusluktur, yapacak bir şey de yoktur! 

Kader yol verirse dostları da ayarlar, yola revan olunur birlikte.

Bir çeşme başında çıkıda olanları çıkarıp yemek, en lüks otellerde yenenlerle kıyaslanmaz bile; muhabbet, neşe ve dirilen tabiatı canlı canlı seyretmek; insan olmanın yüceliği bu sade derinliği müşahede etmek olmalı. 

Şehirleşmek biraz tabiattan kopmak değil midir?  

İnsanın aslı toprak, varacağı yer de yine orası. Ayağın toprağa değmesi varoluşu hatırlama ve varacağı yeri düşünme ameliyesi değil midir? 

Şehir; tabiata insan imzası. İmza demek bile abartı; küçük bir fırça dokunuş demek daha doğru. 

Şehirlerin tarihi eserlerini seyretmek, "an"a sıçrayan mürekkebin seyahatinden başka nedir? 

Düşündükleri, hissettiklerini geleceğe çizmeleri; insanın insaniyet yolculuğunda attığı adımlardır yaptığı eserler. 

Suya yazılsa silinir, taşa yazmak bundan sahici ve kalıcıdır.  

Taş; toprağın anası. Suyun seyahati nehirlerle, toprağın seyahati şehirlerledir demek doğru değil mi? Betonun ve bileşenlerin aslı nedir? 

İster yalnız ister dostlarla olsun seyahatin sonunda hakikat okuyuşlar yoksa boş bir geziden başka bir şey değildir yaşanan. Tüketilmiş ve boşluğa atılmıştır zaman. 

Zaman nehri durmaksızın akar geleceğin koynuna, insanı savurur atar dip derinliğe. 

Zamana düşen seyahate atılmıştır, durmak kimin haddine! Dünya döner, galaksiler döner, elektronlar atom çekirdeği etrafında döner. Mevsimler değişerek dönüşür; çocukluk, gençlik, ihtiyarlık insanın hayat seyahati değil midir? 

Aynı şehirde yaşasa ve hiç dışarı çıkmasa da insan yolcudur; içinin kıvrımlarında kâh olur coşkun akar, kâh olur hüzün akşamlarda gurbet soluklar. Her insan bir şehirdir, bir âlemdir zira. 

Yine de vatan vatandır. Şehrin silueti karşıdan görünüversin ünsiyet başlar, yaklaştıkça aşinalık artar; ev ve ev halkı; vuslat tamamlanmış, pergelin ucu ayağa değmiştir. 

Değmeyin keyfe; hayat tınıları normal seyirde akmakta, zaman sular sükûn hızla seyretmektedir.