Sönmeyen meşale

Hüseyin Eren 27 Şubat 2018 Salı, 06:43

Neyi ne kadar okuyoruz ki o orantıdayazalım, konuşalım, tartışalım. Sloganik karşıtlık veya taraftarlık; düşünceyi daraltıyor, fikri üretimi geriletiyor, zihni cehdi örseliyor, araştırmayabelgeye göre hüküm vermeye engelliyor.

Yılların birikimi sorunlar yeni sorunlara gebe bırakıyor; belki yüzyıldan fazla böylesi yumakla yuvarlanıp duruyoruz; bir o kutba yöneliyor, bir kutba yöneliyor yön ve yordam arıyoruz.

Bilgi toplumu olduk belki de fakat cehalet ve taassup zincirlerini bütünüyle kırdığımız söylenemez. Bilgiden öte hikmet hamurunu yoğurmadık henüz. Meselelerin ve fikirlerin evveliyle beraber ahirini; zahiriyle beraber bâtınini görme basireti erişemedik; küçük hesap işimize geldi, kısa mesafeli faydacı bakış kolayımıza geldi.

O kolaycı faydacılık zarar veriyor yarına; bugün de o dünkü kamburu çekiyoruz. "An"i kurtarma adına yarınları heder ediyoruz.

Zararın neresinden döneceğimiz de belli değil; hiç bir şey yapılmıyor demek istemiyorum; yetersizliğini dem vuruyorum.

Umut yeni nesilde, yeni anlayışta, yeni kavrayışta; zamanı iyi okumakta; zamanı dün ve yarınla bugünde buluşturmakta.

Kimlik kökleriyle birlikte atinin meyvelerini devşirmebütüncüllüğü kavuşmak; uzak ülke değil yakın ülkü olduğunda her şey sihirli değnek marifetiyle çözülmeyecek fakat uzun sürmeyecek süreçte çok şeyin iyiye dönüştüğü görülecek.

Öngörü son görüdeğil gerçekliğin görülen kılavuzluğu değil mi bu? Düştüğü yerden kalkmak başka nasıl olur?

Olanlar bütün çıplaklığıyla ortada; ilme hükmeden zamana hükmediyor, mekanda tasarrufta bulunuyor. Dünya bugün neyi yaşıyor?

Fikirler, hadiseler, zaman sabit değil; alışkanlığın kıvrımlarında her şey değişiyor. Dönüşümün boşluğunu görebilmek ve o boşlukta atiye büyük adım atabilmek; dikkat, deha,  diri düşünme ameliyesini yerine getirebilen erler yapar bunu.

O erlere ne kadar ihtiyaç var bugün; dün olduğu gibi, yarın olacağı gibi.

Yüz yıllık boşluk üzerine derin düşünceyi birlikte üretemedikhenüz. Üç yüz yıllık hüznü başka yerlerde aradık, halen de arıyoruz.

Şükür ki son yıllarda kıpırdamaları görmek ümit yelkenimizi kabartıyor; karanlık ufuklara ışık saçıyor.

Umut meşalemizhiç sönmediki; ufuklar hep karanlıktakalsın. İyiye değişimi hızlandırmak kısa gün hesaplarını bırakmak; ilmin, fikri üretimin derinliğinde buluşmaktaolduğu gerçeği de yadsınamayacak bir gerçeklik vesselam.