Sınırlar nereden başlar ?

Hüseyin Eren 18 Şubat 2020 Salı, 07:30

"Düşünen Şehir" ve "Edebi Şehir" karşılık buldu ki yeniden başladı ve dileğimiz düşünce ve edebin sürekli kılınması. Bursa Büyükşehir Belediyesi bu anlamda katkılarıyla teşekküre hak ediyor.

Sert haz ve siyaset rüzgârlarında düşünceyi ne kadar edepleştirebilir, edebi düşünce ile ne kadar buluşturabiliriz? Cevabı önce yapabildiğimiz kadar, sonra yapabildiklerimiz biraz daha zorlayarak, sonra yine zorlayarak ve zornalarak.

İnsan yetiştirmek çiçek yetiştirmeye, hayvan bakmaya benzemez; her bir insan ayrı bir âlem çünkü. İşleyen bir aklı, değişen bir kalbi, çalışan bir zihni, susmayan bir vicdanı var insanın ve insan sürekli bir akış ve değişim içinde.

Gel de eğit.

Kötülüğe emreden bir nefis kanın deveranı gibi içinde geziniyor; edep ne imiş, düşünce ne imiş! Haz esaretini hürriyet diye sunar o nefis, hevayı taptıracak küçülmeyi büyüklük diye takdim eder.

Aklı da yanına aldı mı kim durdurur onu? Bugünkü batı medeniyeti bu değil mi? Yaptığı silahlar, çıkardığı savaşlar; kapımızın önü Suriye, Filistin, Orta Doğu, topyekûn dünya bunun açık göstergesi değil mi?

Düşünce dağı tırmanmadan, edep elbisesi giyilmeden net görülmüyor bu gerçeklik. Suriye'den bize ne diye sıyrılıyor sığ bakış, dar düşünce, edep yoksunluğu. Bizim sınırlarımız bildiğimiz sınırlardan başlamaz ve bitmez; çok daha öncesi ve sonrası var. Bu bir ufuk, bakış ve görüş meselesi.

Toplumda Suriye karşıtlığının artması üzücü ve o kadar da düşündürücü! Düşünce pergeli daralmış, insani yön azalmış algısını büyütüyor bu hal. Dâhili ve harici düşmanların işini kolaylaştırıyor bu durum.

Okumak, dinlemek, anlamaya çalışmak; adalet ve iyimserlikle. Suriyeli çocuk, Filistinli genç, Iraklı kadın; vicdanlarımıza bir şeyler söylüyor, kalbimize bir şeyleri hatırlatıyor, aklımıza harekete geçiriyor olmalı. 

İstanbul Halep'ten başlar diyor Sezai Karakoç. Halep düşmüşse İstanbul sıkıntıdadır, İstanbul kadim başkenttir.

Bursa Tayyare Kültür Merkezine gelip "edebi şehir", "düşünen şehir" programlarını devamlı izleyebilmek Halep'in, Bağdat'ın, Bosna'nın sağlam yerinde durmasına bağlı. Çoktandır savaş ve fitne faylarının hareketiyle bu bölgeler yıkım ve dağılış içinde; nasıl bize ne deyip sırtımıza dönebiliriz?

Tarih ve medeniyetimiz bizi neyi emrediyor?

Bu sadece siyasilere bırakılmayacak bir büyük mesele; her yönden üretmek zorundayız; fikri, kültürel, sanayi, askeri, ekonomik vs.

İyi insan, yetişmiş insan hep aranan ve aranacak ihtiyaç. Bu ihtiyaca çalışmak en öncelikli iş vesselam.