Şimdi yürümek zamanı

Hüseyin Eren 28 Mart 2017 Salı, 10:11

Nehre düşmektir yürümek; akmaktır adımlar; meçhule, özgürlüğü, özgünlüğe dalgalanmak... Aktıkça temizlenir nehirler, aktıkça açılır, açıldıkça denizlere yaklaşırlar.

    Yürümek de öyle değil mi? Yürüdükçe yürek sızıları azalır, donmuş düşünceler dökülür, durgunlaşmış duygular hareketlenir, düşecek gibi olanlar düşer, düşsün de. Kimi düşünde yürür, kimin içinde, kimi içinin içinde. Hakikat arayanlar ise her daim yürür; bu diyardan başka diyara, bu fikirden başka fikre, bu hikmetten başka hikmete. Bir damlaya, bir daneye, bir "ana, bir bakışa kanmazlar. Coşkun çağlayanlar bile susturamaz hakikat susuzluklarını, damlaları zincir yaparlar; yürürler de yürürler. Dağlar, ovalar, tepeler, denizler, deryalar, yıldızlar, galaksiler dümdüzdür onlar için.

   Caddelerde, çıkmaz sokaklardayürürken yürekleri yıldızlarda hikmet gezilerdedir. Aklı doyurmak, kalbi mutmain etmek, vicdanı rahatlatmak kaç fersah yürümeyi gerektirir? Kelebek adımlarla yıldızlara çıkmak, ışık hızından daha büyük hızla evrenleri elek gibi geçmek; akla hayal olsa da kalbe zor mu?

   Durmak; donukluk, zamanda asılı kalmak, anda boğulmak! Tende kirdir tembellik. Durmak; yokluğa yakınlık, mekânda yarsızlık, zamanda yararsızlık. Adımsızlık; ademe atılmak, atalete düşmek. Düşünceler yorar, mekân boğar, zaman sıkar; geçmez olur anlar, gitmez olur elemler, akmaz olur kederler.

   Duran elektron, akmayan ay, dönmeyen dünya, gezmeyen galaksi görülmüş mü? İnsan niye dursun, hakikat adımlar atmasın, hikmet yürüyüşlere çıkmasın? Su akar, yıldız kayar; insan adımlar, yürek yürür. Büyük adamlar durduğu yerde büyük olmamıştır; yürümüşlerdir sürgünlerde, hicretlerde. İçlerinin arayışını dışlarında da göstermişler, vuslata varmışlarsa bile hakikat tavafını bırakmamışlardır.

    Küçükler; küçük köyünde, küçük şehrinde, küçük düşüncesinde, küçük sevgisinde kalmış, yürümekten korkmuş, küçük olma kaderlerini kendileri çizmiştir. Kalın bir çizgidir yürümemek, ne bitmeyen ömürdür adımlamamak.

   Bir nehirde iki defa yıkanılmazmış; hangi adım birbirini tekrarı ki, hangi an diğerinin aynısı? Zaman nehrine düşen kâinat, hiç yerinde durmuş mu, duruyor mu? An be an sonsuzluk senaryolarının provasını yapıyor.

    Şimdi yürümek zamanı, zaman adımlarını hızlı atıyor çünkü.