Şikayetname

Hüseyin Eren 06 Mart 2018 Salı, 07:16

GSM operatörü, internet dağıtıcıları, kargolar vb. kurumsal büyük şirketler karşısında vatandaş savunmasız. Kurnazcasına öyle reklamlar, öyle kampanyalar yapıyorlar ki aldanmamak çok zor. Hele o imzalanan taahhütler; oku okuyabilirsen!

12 ay veya 24 ay taahhüt bitimlerinde genelde stres yaşayan biri olarak yalnız olmadığımı da düşünüyorum. Çevremdekilere soruyorum, onların da benden çok farksız olmadığını görüyorum. Al birini vur öbürüne; değişen albenili konuşma ve taahhütlerin rengi sadece.

444'le başlayan malum numaraları aradığınızda hemen "Sayın müşterimiz sesleriniz kayıt altına alınıyor" sözü var ya tehdit mi, sus mu bilmem. "Sizin konuşmalarınız da kayıt altına alınıyor" deyiverdim. Her ne kadar konuşmanın sonunda "İyi günler" dedi ise de karşılıklı öfke ile telefonları kapattık!

Çalışanlar nihayetinde bir insan, suç; insanı, insanları zora sokan sistemde. Sistemi düzenlemek ve denetlemek devletin görevi. Her ne kadar tüketici hakları, dernekleri vs. olsa da kısadan netice verici çözüm ve uzun vadede bunları düzenleyici tedbirler almayı devlet pekala yapabilir ve yapmalıdır da. Yapılanlar var elbet, o kadar da boş değil. Lakin yetersizliği de bir gerçeklik.

En anlayacakları şey kendi cinslerinde olmalı, öyle bir ceza verilmeli ki bir daha sistemin sesi çıkmasın. Orman kanunu gibi müeyyideler olmalı mesela. Daha öfkesi yatışmamış biri olarak biraz fazla sert düşünüyor olabilirim fakat vatandaşı zor duruma düşürdükleri aşikar bir vakıa.

Konu detaylıca araştırılıp vatandaşın yanında ve onu koruyan daha iyi bir düzenleme yapılabilinir, yapılmalıdır.

Bankalar hakkında ağzımızı açsak neler söyleriz, mağdur olanlar neler söyler? O başlı başına bir konu, sosyal bir vakıa, insanlığı ilgilendiren derin bir mesele.

Konu açılmışken biraz da BURULAŞ'tan şikâyette bulunalım. Kaç defa yazmayı, karşılaştığımda bir yetkiliyle konuşmayı düşündüğüm konuyu şimdi dillendirme fırsatı oldu, yeri geldi.

Güneye giden şehirlerarası otobüs firmalarının önce Minteks'te durakları vardı, sonra her biri ayrı bir petrol istasyonunda küçük bir durak, bir yazıhane açtı. Üniversiteden veya Görükle'den yolcularını alıp kendi duraklarını taşıyorlardı. Yol ve zaman tasarrufu acısından güzel bir uygulama idi.

Görükle veya o bölgeye yakın yerde oturan biri bir saat, -trafik durumuna göre- bir buçuk saatte terminale gitmeden İzmir yoluna çıkıveriyordu. Bir de bunun dönüşünü düşünün; zaman ve yorgunluk! Çekmeye değer mi? 

Ne oldu da bu uygulama kalktı ve nedendir daha da iyileştirerek yeniden başlatılmaz?

Evet BURULAŞ, bu da trafik çözümünün bir ucu değil mi?

Bu yazı şikayetname ile geçti affola.