Salgına tepki sergilemek

Hüseyin Eren 11 Ağustos 2020 Salı, 06:30

İmza atılması kaç yıl olmuş tartışma fırtınası şimdi kopuyor; bazı firmalar bile taraf olanlar, taraf olmayanlar diye ikiye bölündü! 28 Şubatta iki bisküvi firması üzerinde tercihe zorlanmıştı insanlar; şimdi de yediğin yoğurttan yattığın yataktan tarafın belli olacak! Bu işin ekonomi boyutu.

Kim kadına şiddet uygulansın der? Bunun sözleşmesi, imzası mı olur? Sapkın cinselliğe, zinaya, her türlü ahlaksızlığa karşı durmak bir insani görev ve ödev değil mi? Karşı durmamak, sessiz kalmak, sineye çekmek; sapkınlığın daha da yayılması demektir ki bu varlık köklerimizi yok eder.

Asıl beka meselesi budur ve gerekli tedbirler alınmaz ve uygulanmazsa; İstanbul yani Anadolu "Endülüsleşir". Bu topraklarda bin yıl yaşamış olmamız, varlık devamımız için yeter şart değildir; Sadece siyasi, askeri, ekonomik güç yetmez bunun için; eğitim, kültür, ahlak yönünden de çok güçlü olmak durumundayız. Perşembenin gelişi çarşambadan belli olur, iki iki daha dört eder katiyetinde bir gerçeklik bu, öngörü veya kehanet değil. Tarih yönü.

Kadına şiddet uygulanmasın evet; uygulandığı da bir vakıa! Bunun derinliği, psikolojisi, sosyolojisi nedir? Kökü dışarıda birilerinin hazırladığı sözleşmeyi imzalamak, fıtrata ters kanunlar çıkarmak da çözüm olmadığı, olmayacağı; yeni ahlaki ve sosyal sarsıntılar çıkaracağı bir vakıa. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak gibi bir şey!

İmza atmak, salt kanun çıkarmak şiddeti azaltmadığı ortada değil mi? Belki de daha da arttı, bilemiyoruz!

Kur'an'da zinaya yaklaşmayın emri vardır; önce kötüye giden yolları tıkamak, günah mahallinden uzak durmak gelir; ateşle barut bir araya geldikten sonra kim onları durdura bilir? Yusuf suresi bu beyanda okunmayı bekleyen bir sure. Eğitim yönü.

Toplumun akışı her yaz başı kendini gösteriyor; elbise azalıyor et öne çıkıyor! Ete indirgenmiş kişiliklerin sayısı her yıl daha da artıyor ve küçük denecek yaşa iniyor. Edep ahlak dersi nasıl verilir bu nesle?

Ahlak dışı hal nasıl özgürlük sayılıyorsa bunlara karşı durmak da o kadar bir özgürlüktür; bunu siyaseti, şunu bunu olmaz; tepkisizlik; bir bakmışsınız gemi su almayı bitirmiş batışa geçmiş!

Yok mu bizim ilim adamlarımız, psikolog, sosyolog, hukuk insanı, medeniyet insanı, akil insan, arif insanlarımız? Sağlık Kurulu olduğu gibi böyle Sosyal Kurul olsun; meseleleri ortaya koysun, çözüm sunsun, reçete yazsın; yöneticiler de bunu uygulasın, toplum olarak hepimiz uyalım. Güne bakan yönü.

Kötülüklere, ahlaksızlığa sosyal mesafe desin, zihni ve kalbi temizlik desin, gerektiğinde halvet uzlet desin bu Sosyal Kurul.

Görünmez bir virüse gösterdiğimiz tepki kadar ahlaksızlık salgınına tepki göstermek; var kalmamız için kaçınılmaz şart. Geleceğe bakan yön.