Oyunun Bittiği Yer

Hüseyin Eren 11 Nisan 2017 Salı, 10:08

 "Anne Cennette ekmek var mı?" der çocuk. Cennet ve çocuk böylesi bir safilik barındırır içinde. Çocuk bilmez kimyasal silahı, nükleer silahı, konvensiyal silahı, bilmem ne silahı; ekmek ve oyundur onun gıdası.

   Çocuk oyun diye bakar dünyaya, hayata, hadiselere! Öyle de değil midir gerçekte; pencereden bakıp geçtiğimiz dünyaya ne savaşlar sığdırırız. İlim, refah, sulh, huzur neyimize yetmez sanki; kan döker, fesat çıkarırız yerin çok yerinde.

   Çok insan yerinden olur, çocukların oyunu bozulur, çok insan ölür bu savaşlarda.  Çocuk masumiyetini yitirmeden yaşayanlar hariç; galibi olmayan bir oyundur bu. Kabilden beri tekrarlana duran bir oyun; dünya sahnesi bitinceye dek sürecek gibi gözüken bir oyun.

   Oyun içinde oyun, komplo üstüne komplo, entrikalar, gizli anlaşmalar; çocuk masumiyeti ve haklılığı yanında sönük bir mumdur bütün bunlar. Çocuk Yusuflar masum kaldıkça hep Aziz olmuşlar, Firavun bozuntuları da telef olup gitmişlerdir yeryüzünden.

   Çocuk; Anne Cehennemde kimyasal silah var mı diye sormaz? Zalimler korkularından silahların ardına saklanır, fitneden beslenir, fesatla geçinirler. Onları ayakta tutacak haklılıkları yoktur çünkü; zilletlerinden menfaat için ayakları öperler.

   O kadar ki çocuklara kimyasal silah atacak kadar zelildirler. İnsaniyetin vicdanı kanayacakmış umurlarında mı; Suriye sokağı son tango! Maskeli balo; 5 mi büyük, dünya mı?

   Haklı olan ve Hakk'a dayanan bir çocuk dünyaya bedeldir. Kurumlar, ordular, silahlar değiştiremez bu Haklı haklılığı.

   Varın BM Güvenlik Konseyini toplayın, dağılın, siyasi gevezelik yapın, polemik yapın, veto edin, oyun oynayın; çocukları oyunda etmenin bedelini büyüyen başka çocuklar bir gün ödetir!

   Çocuk Yusuf ve çocuk Musa bunun en güzel örneği. Sonuç; göğe ok atan Firavunu su yutar. Nemrut ateşi İbrahim'i yakmaz; ateşte yanmayan çocuklar yeryüzünü zalim pisliklerinden temizler bir gün. Sönmeyen umut ateşi böyle söylüyor!

   Hayat boş değil, hadiseler de anlamsız değil. Hikmet gergefi her an işliyor; Aziz olanlar bir bakmışsın zelil olmuş; zelil olanlar bir bakmışsın Aziz olmuş. Geceden gündüz, gündüzden gece çıkması; diriden ölü, ölüden diri çıkması bunun delili değil mi? Her günde ve her mevsimde tekrarlanıp durmaz mı bu hakikat? Bunu kim değiştire bilir?

   Zalimler bir defa ölmekle toprağın altına girip saklanamaz.  

   Çocukların ve çocuk masumiyeti olanların cennet gibi mekânları, orada safi sürur ve de sonsuz hayatları var.

   Oyunun bittiği ve asıl hayatın başladığı yerde; gerçek kazanan ve kaybedenler belli olacak. Güneş, gündüz, bahar kadar bu gerçekliği görmeyenler; kendilerine ve başkalarına zulmeden zalimlerdir.