Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Ne aşkı?

Yazının Giriş Tarihi: 16.11.2021 07:30

Küçük adımlarla yürümek, çay simit sohbetler yapmak, kitaplar üzerine konuşmak, hatıralarda gezmek, dostları aramak, dostlarca aranmak, hayatın naif akışını kendini kaptırmak... Hırsa bürünmüş, kine kanmış, zevke esir olmuş, tüketime kapılmış, güncele tutsak olmuş yaşamaktan yeğdir.

Gel gör ki gerçeklikten kaçılmıyor; yaşıyor olduğumuz toplumun, şehrin, ülkenin, ülkelerin, dünyanın hali ortada! Ortada olan hali de herkes aynı görmüyor; herkesin ortası farklı çünkü.

Ekonomi iyi mi, siyaset normal mi, yağışlar mevsim normallerinde mi, zengin miyiz, fakir mi? Beka problemimiz var mı, gençler nereye gidiyor, devlet aklı kendi eksenine döndü mü? Yüz yıllık virajı aşıp tekrar yükselişe geçecek miyiz?

Yoksa batıyor muyuz?

İşlek bir caddeye dursak yüz kişiye bu soruları sorsak, soru cevap sonrası çay simit bedava desek? Birbirine yakın kaç cevap çıkar?

Cevaptan önce anket kuyruğu olur!

Tebessüm ettirecek vakıa bu.

Nasıl oluyor da görmüyorlar dediği kendi gördüğü; öbürünün de nasıl oluyor da görmüyorlar dediği kendi dediği. Aynı şeyi iki farklı bakış; bakışların farklı aynilik yorumları...

Bardak boş, bardak dolu... Fotoğraf bardağın yarısı boş, yarısı dolu!

Bu bardakla çay mı içilir, kahve mi? Yanında simit, lokum ne alırsınız?

Çay kahve tiryakiliği gibi parti tiryakiliği olan ülkede neyi ne kadar net görür de doğru yorum yaparsınız?

Çayın rengi, kahvenin köpüğü, simidin çıtırı sohbetler kadar naif değil geçmişimiz, şimdi geçiyor olduğumuz durum da öyle; umut yarında!

Kahvenin kilosu yüz lira olmuş, gel de iç!

Bildiğimden beri ekonomiden şikâyetler, siyasetten yakınmalar bitmedi; son on, on beş yıldır yaşadığımız yüksek konfora rağmen! Eskiden böyle idi, şöyle idi; sanki o zamanda şükrediyordu da şikâyet etmiyordu!

Kuraklık, kıtlık korkusu, deprem endişesi, düşman işgali tedirginliği, ne zaman geleceği belli olmayan ölüm çağrısı; ne naiflik bırakıyor ne de çay kahve sohbetleri!

Ekseriyet itibariyle toplum fotoğrafını bakıyorsunuz; sanki bunlar hiç yaşanmayacak gibi yaşantı içerisindeler. Bir gariplik var bu işte; hani derler ya çözebilene aşk olsun; evet aşk olsun!

Soru ne aşkı?