"Kudüs Yazıları"

Hüseyin Eren 20 Şubat 2018 Salı, 07:21

Geçen yılın bahar başlangıcıydı galiba, bir arkadaşımla turizm firmasına ziyaret etmiştik de orada Kudüs üzerine konuşmuştuk. O konuşma sonunda bu yaz Kudüs'e gidelim demişti arkadaş, yetkiliden fiyat da almıştık. 'Hemen gidelim' diyemedim, 'bir bakalım'la geçiştirdim ama Kudüs gönlüme düştü bir kere; o gün bugün manen yoldayım.

Yusuf  Elkaradavi'nin "Kudüs" kitabını okudum hatta ikinciye başladım, sonra okumak için birisine verdim. Mehmet Paksu'nun yine Kudüs'le ilgili kitabını, Derin Tarih Dergisi'nin 'Kudüs' özel sayısının bir kısmını okudum. Sadece okumak değil konu ile ilgili epey video da izledim.

Yakında uğradığım kitapçıda Taha Kılınç'ın 'Kudüs Yazıları'  kitabını görünce hemen aldım tabii ki. Kılınç "Ortadoğu" üzerine yoğunlaşmış bir gazeteci. Siyasi olayların akış seyrini anlatırken yorum katmadan vermiş. Halen bitirmiş değilim.

Ürdün Kralı Abdullah - bugünkü Kral Abdullah'ın dedesi-, Mısır Devlet Başkanı Sedat, Suudi Arabistan Kralı Faysal bin Abdülaziz, İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin'in suikastları Kudüs ve Ortadoğu politikalarını derinden etkilemiş ve o derinlik halen devam ediyor.

Devam eden yazılarda değişik cephelerden meseleyi inceliyor Taha Bey. Kudüs üzerine yazılmış önemli kitapları anlatan bölümü ilgimi çeken bölümlerden biri. En önemlisini üst paragrafta belirttim.

Osmanlı'nın 400 yıl huzurla yönettiği, yüzyıl önce el çektirildiği Kudüs, özgürlüğü arıyor bugün. Bugünkü Arap yönetimlerinin çözmekten çok sürüncemeye bırakmaları iç politika malzemesi yapmak istemelerinden. Yakın ufukta değişen ve değişecek bir şey de yok anladığım kadarıyla.

Halkların dip derinliğinden ve umulmadık siyasi kıvılcımların çıkması cepheyi bir anda değiştirebilir. Bu ihtimal bütün dünya için geçerli.

Bundan on yıl, yirmi yıl önce Türkiye Afrin'e girecek dese kim inanırdı. Ne zaman kadar sonra olur bilemem yitik şehrimiz "Kudüs" e yeniden kavuşacağız desem hiç sürpriz olmaz sanırım. Kağıttan kuleler üzerinden üfürüklerle süren bir dünya siyaseti var olduğunu görüyorum kendimce.

Ütopya diyenler olabilir; destopyada boğulmaktan daha iyi değil mi?

Birinci Dünya Savaşı'nda Kudüs'te cephesinde düştük yine kalkışımız o cepheden olacak; Afrin'e girmemize neden olanlar perde arkasında Kudüs politikalarını da belirleyenler değil mi? Dünyanın BM eliyle ABD'ye vurduğu tokat neyin düşüş başlangıcı?

Taha Bey yorum yapmamış fakat ben yapmadan geçemiyorum.

Bir bahar başlangıcı başlayan Kudüs yolculuğum halen devam ediyor, bilmem ne zaman giderim o yurdumuza; zihnen, kalben bir nevi oradayım zaten.   

Okumaya, izlemeye, düşünmeye, yazmaya devam. Devam olmayan şey yarımdır; yüz yıllık yarımlık yeter.