Karıncanın rotası

Hüseyin Eren 27 Ağustos 2019 Salı, 07:00

Alışkanlıklar bir müddet sonra bağımlılık yapar, sonrasında karaktere dönüşür; sanki onsuz yapamama noktasına gelir: Sigara gibi!

Öyle fikri alışkanlıklar var ki sigara onun yanında masum kalır; paganizm gibi! Aydınlanma, çağdaşlık, ilim, bilim, film gibi tumturaklı sözler; sonrasında başını taşa vur!

İşin garibi kendinden olmayanı, karanlıkta kabul eder böylesi kör ebe oyuncuları.

Acaba yanlış mı düşünüyorum diye bir düşünceleri yok bu paganların. Zihin duvarlarını betonla örer, üzerlerini de iyice örterler; aman ışık gelmesin! Ateş böceği aydınlığı yeter onlara!

Ne demeli; ateşiniz mi bol olsun, böceğiniz mi?

O bollukla nizamat vermeye çalışırlar ona buna, sanki onlardan başka kimse yok bu dünyada!

Benim paganım senin paganından büyük, benimki seninkini döver!

Cahiliye karanlığı aydınlanma peçesi ile sahnede; değişen isimler resimler, şimdilerde onun adı modernlik yeni yazılımı post modernlik!

Modernlik, insanın büyük sorularına cevap veremedi, dünyaya iki dünya savaşı yaşattı, yaşadığımız dünyada barış uzak umut; zevk paganı ile insanları ayartır ve uyutur muyuz? Olmadı fitne ile savaş ile başını vurur muyuz?

Akıl işlemesin, kalp çalışmasın, vicdan uyanmasın. Bu üçlüyü dumura uğratan her şey pagan; adı şu olsa bu olsa da!

Bu pagan mektebinden yetişenler beton altı böceklerle beslenir, onları da beslerler; güneşsiz alemde, aysız gecede!

Gözünü kapatana güneş ne yapar?

Körlük alışkanlık yapmışsa yapacak az şey vardır; kederden sigara tellerse teller tiryakiler.

İç dünyamız, yaşadığımız ülke ve dünya bu pagan sarmalında dönüyor; ne kadarını fark ediyorsak, 'ben karanlığından' o kadar uzaklaşıyor, aydınlığa yakınlaşıyoruzdur.

Önce içindeki putları kıran İbrahim olmak;  Nemrut ateşlerini sürdürmenin ilk adımı. O adım yoksa dünya zulüm ateşlerinde yanmaya devam edecektir.

Karınca adımlarla ateş söner mi? Rota doğru ise evet söner.

Pagan karanlığına alışkanlık tiryakiliğin en kötüsü; bilmiyor ki karanlıkta!

Kendimiz, ülkemiz, dünya sarmalında bu tiryakilikten ne kadar uzaktayız?