İşin başı ve sonu

Hüseyin Eren 02 Ağustos 2016 Salı, 09:14

Karanlık geceden doğan aydınlık parıltılar devam ediyor; devlet millet kaynaşması, özlenen iktidar muhalefet buluşması, endişeler devam ederken iyimserlik havasının yükselmesi, geleceğe olan umudun büyümesi, fedakârlık hissinin gelişmesi, kardeşlik duygusunun perçinlenmesi, bayrak bilincinin artması, vatan bütünlüğünde buluşma, ülke ülküsünü ilkeleştirme, ezanda akitleşme...

Devlet şu anda revizede. 30 yılda, 60 yılda yapılmayan ıslahatlar birkaç günde, birkaç haftada yapıldı, yapılıyor, yapılacak...

Şer şebekeler ne kadar hesap yapa dursun; bütün hesapların, bütün oyunların üzerindeki el; şerri hayra değiştirir, geceden gündüz çıkarır, ölüden diri doğurtur. Kime ne? Kim ne yapabilir? Kim nasıl karşı çıkabilir?

 O el kimini aziz eder, kimini zelil. Kim ondan gizlenebilir, kim ondan gizli iş görür?

Onca yıl yapılan hesaplar bir bakmışsınız birkaç saatte paçavraya çevrilmiş, zilletle savrulup gitmiş.

Tarihi dönemeç denir ya; tam da öyle günler yaşıyoruz şimdiki günlerde. Millet devletin önüne geçti; devlet kendini onarmaya başladı; eksene varmaya, yörüngeye yerleşmeye az kaldı.

Türkiye'nin eksene yerleşmesi, kadim medeniyetini yenileyerek bölgeyi, gönül coğrafyasını harekete geçirecek olması; müstemlekeci medeniyetin çökmesi, göçmesi demek olduğunu çok iyi bilinen bir gerçek.

Düşmanlarımızın korkusu bundan; muhtemelen şimdi yeni oyun tezgâhı peşindeler, yeni figüranlar bulma telaşındalar. Düşman uyur mu? Şeytan pes eder mi?

Millet ve devletçe yakaladığımız bu enerjiyi, sinerjiyi; ifrat ve tefrit savrulmalarla heba etmez yerinde kullanırsak, yıllarca gerçekleştiremediğimiz düşüncelerimizi, fikirlerimizi, hülyalarımızı, rüyalarımızı kısa zamanda gerçekleştiririz.

Fırsat bu fırsat, dem bu dem. Aziz şehitlerimizin hatırasını başka nasıl yaşatabiliriz?

Tarihte tatil bitti; şimdi iş zamanı, tamir zamanı, imar zamanı; devleti onarma, kurumları yenileme, ülküyü canlandırma, ilkeleri diriltme; ülkeyi adaletle çevreleme, ilimle kuşatma, teknoloji ile kuşandırma zamanı...

En çok ihtiyaç duyduğumuz şey de yetişmiş insan; dün olduğu gibi, bugün olduğu gibi, yarın olacağı gibi!

İyi, güzel, doğru bir eğitim sistemiyle model insan yetiştirme; öncelikli, acil, geciktirilemeyecek, ötelenemeyecek iş.

İşin başı ve sonu. İnsan yoksa ne olur ki?