İki kulak iki göz

Hüseyin Eren 13 Ekim 2020 Salı, 06:30

Mutsuzluk mutluluk için gerekli; ölçülü dengeli olduğunda o da hayatın bir parçası. Hoşlanmadığımız o parça sıklıkla karşımıza çıkar; değişik haller farklı şekillerde; kaçışımız boşunadır; yaşanacak olan yaşanacaktır!

Onu anlamak, öğretisini bilmek; kitaplardan okumaktan, başkasından dinlemekten çok daha yüksek bir hal ve hikmettir.

Başı sabır, ortası sabır, sonu sabır olursa olur bu kemalat yükselişi. Ani ve fani zevklerde devamlılıkarayanlar bu mektepten mezun olamaz; serap koşuşturmalarla yorgun biter bir ömür!

Sonuç? Ne ekildi ki ne biçilsin?

Hayatımızda acı olmak zorunda der Tarkovski ve ekler; "çünkü iyi ile kötü arasındaki savaşta ruh ancak acı çekerek saflığına kavuşur"

Bu dünyaya acı çekmeye gelmediğimiz vakıa, mutlu olmaya gelmediğimiz de bir başka vakıa.

Sınanma denenme kirlenmeme kirlenince arınma diyarındayız; asıl mutluluk ve acı ötede.

Öte çokuzakdeğil; bir nefes kadar yakın! Yanlış bakışımız yakını uzak görmek; çoğu zaman da görmemek ya da unutmak.

Acıları unutmak da bir bakıma nimet; öyle olmasa hayat nasıl devam eder, hayata nasıl tutulunur?

Acı isteyecek kadar güçlü değildir insan; keza kaderin yazdığından kaçacak kadar da!

Olacak olan olur, olmayacak olan olmaz!

Mutsuzluğa tebessüm akış seyrini değiştirebilir; kendi içine tebessüm dışa doğruyansır; sabahın ilk ışıkları gibi ısıtır çevreyi!

Dünya böyle aydınlanır, mutluluk böyle merhaba der, huzur böyle gelir; Kusurunu gören, noksanlığı fark eden, egosunu gemleyen insanlar acıdan da sevinçten de ders devşirir!

Ne mutlu dünya okulunda böylesi duyarlılıklayaşayanlara!

İyisi mi Tarkovski'nin sözünü bir kulağımıza küpe yapalım; öbür kulağımız mutluluk arasın, huzur duysun.

İki kulak, iki göz manidar değil mi?