Her devrin güzelliği

Hüseyin Eren 24 Aralık 2019 Salı, 07:30

Yaş ilerledikçe geçmişin zevkleri kof geliyor; yeni arayışlar kalıcılıktan yana olsa da zamanın hızlı akışı başka bir keder veriyor; bu zamana kadar zamanı iyi değerlendiremedim!

Bu direnç verdiği kadar direnç de kırıyor; böyle geldi böyle gider veya son hamleyi iyi yapmalıyım! Bir atımlık barut hesabı gibi bir hesap.

Başını kuma sokup saklanan deve kuşu misali hiç bir şey yokmuş gibi davranan; işte, zevkte, oyunda kaybolan niceleri hastalık, musibet, keder duvarına çarpınca anlıyor; hayatın gerçekliğini, zamanın değerini, hakikat gibi bir mesele olduğunu, insan olma ağırlığını veya anlamak istemiyor başını iyice kuma sokuyor!

Sanki görünmeyecek, sanki o es gecikecek, sanki o istisna olacak! O sankiye dahil olan olmadı şimdiye kadar, bundan sonra da olmayacak!

Vehmi bir ebediyet hissi uzun emeller, sonu gelmez arzulara sürüklüyor. Bir bakıma insan serencamını devam ettiren de bu his.

Ölüm hissini unutmayan hareket edebilir, şehirler kurar, medeniyetler inşa edebilir mi?

Vakıa ölüm hayata meydan okumaya devam ediyor; ister unut, istet görmezlikten gel, ister aklından çıkarma bir köşede bekle!

Hayatın bizden istediği, bizim hayata katkımız; ne diye nefes alıp veriyoruz böyle bir sorumuz ve sorunumuz yoksa.

Kof gündemin kof koşuşturmalarıyla kafayı doldurmak; kendini belki geçici avutursun, fakat gerçekliği örtemezsin.

Yaşın ilerlemesiyle aklı yerine, kalbi mihverine oturuyor görmek yaşanmışlığı daha anlamlı kılıyor; geçmişi hatıra mahzeni değil ibret dershanesine dönüştürüyor.

Güzel düşünen için hayatın her devresi ayrı bir güzel, ayrı bir renkli vesselam.