Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Güney doğuda dört gün (2)

Yazının Giriş Tarihi: 31.05.2016 09:22

Urfa, Gaziantep gibi zengin mutfağı yok Mardin'in. Yine de kaburga kemiği etinden bulgur üstüne konan et yemeği sadeliği kadar lezzeti bakımından tatmağa değer. Ovası tahıl ambarı ve mercimek buranın yiyeceklerinden.

İLÇELERİ

İki ilçesine gidebildik. İlk gittiğimiz Kızıltepe'nin nüfusu Mardin merkezinden büyük ve normal modern görünümlü bir şehir. Doğu özelliği göstermiyor şehrin görüntüsü. Midyat öyle değil. Konak evleri, hala yaşayan mimarisi zaman öncesine götürüyor insanı. Birçok dizi burada çekilmiş. Yine de burada da aynı mahallede cami ve kiliseleri görmek mümkün. İlçe iki kısımdan oluşuyor Arapların yoğun yaşadığı Estel, Süryani ve Kürtlerin yoğun yaşadığı Midyat. Büyüme iki beldeyi birleştirmiş bugünkü adıyla Midyat diye anılır olmuş.

MİMARİ

Mimarisi bölgeye has olan taştan şekillenmiş. Taş, tarihi ve bugünü buluşturuyor halen. Eski taş ustaları olmasa da yine taştan yeni evler yapmak mümkün. Yazı serin, kışın sıcak tutan doğal montalama bir taş bu. Keşke yüksek binalar yapacaklarına az katlı taştan yeni tarz binalar yapsalardı; modernliğin esiri olmadıklarını göstereceklerdi böylelikle.  

SONUÇ

Birkaç kelime ile ifadelindir denirse, Mardin anaç bir kadın. Kucağında farklılıkları buluşturmuş, öyle yaşamış ve öyle yaşayan bir şehir. Terör bile o anaç Anaya fazla bir şey yapamamış. Dünyada böyle üç şehirden bahsedilir Venedik, Mardin ve Kudüs.

DİYARBAKIR

Diyarbakır öyle değil biraz hırçın kadına benziyor burası. Belki çok kışkırtıldığında böyle. Dip derinliği ise sağlam temeller üzerine kurulu. Bunca oyun niye bozuluyor dersiniz?

Şehir 639 yılında Hz Ömer zamanında Halid Bin Velid'in soyundan gelen komutanlarca fethedilmiş. Hz Süleyman Camii ve yakınında bulunan çok sayıda sahabe kabri çok ziyaret edilen yerlerden biri.

Üç Peygamber kabri veya makamı olduğu söyleniyor Diyarbakır sınırları içinde. Üç yüzün üzerinde sahabe kabri aynı şekilde bu bölgede bulunuyor.  Diyarbakır'a sahabe şehri dense kimsenin itirazı olmamalı. Şehir böylesi manevi dinamikler üzerinde duruyor ve durmaya da devam edecek inşaallah.

Dört ayaklı minare ve camii de ziyaret yerlerinden biri. En öncelikli yer Ulucami. Yazılı kitabede Bursa Ulucami gibi beşinci makam olarak olduğu yazılı. Emevi Camiinden sonra gelen beşincilik makamı paylaşılamıyor anlaşılan. İkisi de Ulucami, ikisi de kendine göre özellikli cami.

ULUCAMİ

Ayrı bir başlıkla anlatılmaya değer bir mekân Ulucami. Bursa gibi şehrin kalbi. Cuma günleri avlusu bile dolması hocalarının güzel vaaz ve hutbeleri etkili bunda. Caminin kiliseden çevrilme olduğu söyleniyor, fotoğraf bunu anımsatıyor. Kubbe yok camide, düz tavan. Kıble kısmı uzun, ön safın çok olması istendiğinde öyle yapıldığı söyleniyor. Bursa Ulucami ne kadar hat sanatı ile süslenmişse burada neredeyse hiç yok denecek kadar az. Gördüğüm Ayetel Kürsi yazılı idi, o da küçük.

Büyük ayaklar değil çok sayıda direkler üzerinde duruyor cami. Avlusundaki Medrese bir zamanların Ezher'i imiş. Şimdilerde ziyaret yeri ve bir kısmı da halen restore halinde. Ulucami de öyle.  

MUTFAK

Ne yiyelim denirse Diyarbakır ciğeri derim. Bursa'nın İskender'i ne ise o. Ulucami karşısındaki tarihi çarşının girişinde sunulan dibek kahvesi tatmağa değer bir lezzet. Mardin'in çayını aradım Diyarbakır'da ama bulamadım.

DÖRT GÜNLÜK SONUÇ

Bir şehir hakkında ne kadar yazı yazılsa, ne kadar fotoğraflarla gösterilse o şehri gidip görmenin yerini hiçbir şekilde tutmaz. Şehir, geçmişten bugüne yaşayanların şuur toplamı ve akışıdır. O şuur sokaklarına, caddelerine mimarisine yiyeceğine içeceğine yüzüne yansımıştır ve gözle bakmakla görülür ve hissedilir o. Bize algılatılan ve dayatılan doğu paradigmasından çok farklı bir yer olduğu gidip görülünce anlaşılacaktır. Gece yarısı bindiğiniz takside, gündüz selam verdiğiniz selam aldığınız caddede, esnafıyla alış veriş yaptığınızda görürsünüz bunları. Hele şehrin şuuru ile şuurunuz erken barışmışsa sizden bir parça olur o şehir.

Dostoyevski'ye Avrupa dönüşü sormuşlar, nasıl oraları diye. İyi çay yapamıyorlar demiş. Soran olursa Mardin'de çok güzel çay yapıyorlar derim.

Venedik, Kudüs neresi ki! Nasıl gidilir oralara? Nasip de varsa kuş olur uçulur gidilir!

Mekke, Medine, İstanbul, Kahire İslam medeniyetinin şehirleri olduğu gibi Atina, Roma, Alman Ormanları batı medeniyetinin şehirleri. Bütün bunları gezmek anlamak, algılamak ve şuurundaki şehirle bütünleştirmek; ömür kuşu yetişebilir mi bütün bunlara?