Gerçekliğin feneri

Hüseyin Eren 20 Eylül 2016 Salı, 11:04

Kalıcı çözüm için geçmişe uzanmak, geleceği görmek ve bugünü iyi anlamak gerekiyor. Bugün dünsüz anlaşılmaz, yarın da bugünsüz anlaşılmayacak. Siyaset kısa mesafeli çözüm üretir, günleri kurtarır; bir milletin ömründe asır bile az bir zamandır!

15 Temmuz'da milletin devleti el koymasından sonra siyasilerin daha gayretleri olduğu görülüyor, gayretli olanların daha kamçılandığını müşahede ediliyor. Yeni süreci iyi okuyan var olacak; zamanın gerisinde kalana zaman ne yapabilir?

15 Temmuz'u anlamak için 27 Mayıs'ı iyi okumak lazım; onların beslendiği zemini, dayandığı dogmaları, aldığı eğitimi, gizli ajandaları hem de iyi irdeleyerek müzakere etmek gerekiyor.

Daha evveli 50 öncesi icraatları incelemek, belgeler ışığında tarihi yeniden yazmak ve yorumlamak lazım değil mi? Tarihin vapurunu binip, hadiselerin oluşunu gerçeğin deniz fenerinde görmek, incelemek ve hükmü ona göre vermek; geleceğe yepyeni bir yön vermek...

Bunları yapmadığımız müddetçe, kısa mesafeli çözümleri büyütür de kendimizi avuturuz.

Var olmak ve var kalmak için bu bugün yapılmazsa yarın yapılacak; geçen her zaman kayıp zaman, kayıp nesil, kayıp ülke. Ülküler ilkeli davranışlardan sonra gerçeğe dönüşür ve ülkeyi kurtarır.

Yüzyıllık tarihi okumak cesareti ve bilinci yok; günah keçileri yük taşıyamaz oldu, deli gömleği parçalanalı çok oldu. Kim kralı çıplak diyecek?

Hurafeleri, ömrü bitmiş dogmaları gerçekliğin bilgisi ve eğitimin derinliği ile silip atma zamanı geçeli çok oldu. Bu geçen zaman nasıl telafi edilecek?

Ders zili çaldı, kime çaldı, kime çalmalı?

Ezberci eğitim olmasın, evet olmasın; herkes belgeli konuşsun, evet belgeli konuşsun. Arşivler ve gizli ajandalar hakikat eleğinden geçirilsin de gün yüzüne çıksın.

Görelim kim ne imiş, ne yapmış ve bugünkü sıkıntılar nereye dayanıyormuş?

Millet 15 Temmuz da zili çaldı. Sağırlar duymaz, duyanların mazereti yok.

Mazeret üretenlere geç kağıdı yok; yoklarla iş yok!