Gerçeği arayana

Hüseyin Eren 02 Ekim 2018 Salı, 08:37

Osmanlı'nın ölmediğini, Vahdettin'in milletin selameti için vatanı terk ettiğini ve sefalet içinde öldüğünü söylüyor İlber Oltaylı.


Sıradan biri değil İlber Bey ve söylediği de resmi tarihi sarsacak nitelikte.


Tarih tarihtir resmisi gayri resmisi olmaz dense de vakıa böyle bir şey var.

Abdülhamid için "Kızıl Sultan", Vahdettin içinse vatan haini, bunlar öğretilmedi mi yıllar boyunca?

Sahasında yetkin ve etkili birinin bunu ifadelendirmesi tarih anlayışı ve yorumunda gelişme olduğunun ve bu gelişmenin derinleşerek süreceği işareti olsa gerek.

Zaman çözecek çözülmemiş çok sorunları; zaman akan bir nehir neyi çözer? onda yaşayan insanlar araştırarak, düşünerek, birbirlerine danışarak çözecekler;
Kim hain kim kahraman?

Kim neyi, ne kadar saklayabilir ki bu gök kubbenin altında? Saklı tohumun patlaması gibi saklı tarih de gün yüzüne  çıkıverir ansızın

Bir Osmanlı padişahının sefalet içinde Avrupa'da ölmesi; kaç özür bunu geri getirir?

Kim yaptı bunu, neden yaptı ve yapanlar ne karşılık gördü?

Cumhurbaşkanımızın BM'de yaptığı konuşma "Osmanlı ruhunun" dip diri durduğunu ve yeniden yeni bedenler üzerinde tevarüs ettiğini söylüyor. Okuyan düşman bunu okuyor ve her cepheden saldırıyor; sondan başa doğru; dolar üzerinden ticaret savaşı, 15 Temmuz, bütün ihtilaller ve evveli...

Son Padişah Vahdettin, sürgün edilirken yanındakilerden biri de son Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi'dir ve çok şeylere şahittir.

Ali Ulvi Kurucu hatıralarında "Mustafa Sabri" bölümünde bunu bir nebze olsun anlatır, Oltayli'nin söylediğini doğrular niteliktedir bu anlatılanlar.

Gerçeğe merakı olana hararetle tavsiye olunur bu hatıra kitabı. Gerçeği aramak gibi derdi olmayan oturduğu yerden kuru sıkı slogan atar durur.

Ali Ulvi Kurucu Hatıraları, Hazırlayan M. Ertuğrul Düzdag, Meram Yayınları