Geleceği harcamak

Hüseyin Eren 15 Ocak 2019 Salı, 07:02

Büyük acı ve açlık çekenler büyük söz söyler. Sözün büyüklüğü, büyük fotoğrafı görüş ufku kadardır.

Bordroluların diyecekleri bir yerde biter, yoksa bordro biter.

Makam endişesi, konfor endişesi, gelecek endişesi; fikrin büyüsünü uçurur. Zaman, günden ve gündemden ibaret değildir; zamanı aşmak önce onu anlamakla başlar!

Politik, sloganik üretim günü kurtarır da yarının ambarına bir şey bırakmaz. Hazlı gazlı sanal yaşamı parlatır; gök kubbede bir iz bırakmaz.

Yüksek ücretle danışmanlık niye çok görülür; bir futbolcuya,teknik direktöre aynı tepki verilmez.

Maaşlı danışman neye ve nereye kadar söz söyler; belli basamaktan sonra ya terk eder ya da susar.

Ücretsiz danışmanı var mı Başkanın? Sadece söz söyleyen, doğruyu dillendiren, hakikati ifade eden hatta bazen fikren, zihnen rahatsız eden?

"Türkiye'de entelektüel/moral önderlik kimde? 80 öncesi solun elinde idi, 80 sonrası İslami kesimlerin eline geçti. Bugün ise inisiyatif kimsede ve tam bir çöküş, çözülme ve çürüme yaşanıyor maalesef."

Genel ahvali bu şekilde özetliyor sol siyasetin önemli isimlerinden Ufuk Uras. Katılmıyorum diyen var mı?

Epey zaman oldu bir yerde okumuştum Fransa'da devletin 3 bin kişiye fikir ürettiği için maaş bağladığını; düşünce adamlarını, aydınları devlet destekliyor!  Bizde böyle bir uygulama başladığını düşünün, neler olur neler!

Balzac'ın borç ve sıkıntı içinde yaşadığı da malum. Keza bizde Tanpınar, Cemil Meriç!

Cemil Meriç maaşlı danışman olsaydı bugün Cemil Meriç olur muydu?

Emanet palto giyen Mehmet Akif, İstiklal Marşı karşılığı verilen ödülü almaması ve "Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın" demesi onun milletin acısını çektiğinin ve bu marşı, bu duayı ancak Akif ruhluların yapacağı bütün gerçekliğiyle önümüzde duruyor.

Mısır'da iken Çanakkale Savaşı'nı görür gibi yazması, onu şair kimliğinden çok ötelere taşıyor. Bugünden ötelere seslenmek isteyenlere de yarenlik ve önderlik ediyor.

Herkesin Mehmet Akif olması beklenmez elbet ama onu örnek alması ve yapabildiği kadar rehber edinmesi pekâlâ mümkün.

Bu ülkeyi kuran, koruyan ve yaşatacak olan ruh, o ruh çünkü.

Makamlar, rütbeler, etiketler, kariyerler kalıcı değil; bunlar kullanılarak kalıcı işler yapmak asıl önemli olan bu.

Avrupa Birliği az sayıdaki entelektüel girişimi ile kuruluyor. Böyle öncü bir nesil yetiştirebiliyor muyuz? Bunun altyapısı oluşturuldu mu, şimdi ne gelişmede?

Köklere inersek ruhumuza erişiriz, meyvesi de yarın devşirilir. Biz bugün dünkü günü tüketiyoruz, hatta geleceği harcıyoruz!

Ufuk Beyin dikkate çektiği nokta varlığımız ve geleceğimiz açısından önem arz ediyor.